uzaktankumanda

Durum: 69 - 0 - 0 - 0 - 25.08.2017 05:47

Puan: 489 - Araştırmacı

1 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Hayatta başarılar Bayrampaşalılar
  • /
  • 4

sonu seksle biten şeyler

akşam işin yoksa bize gidip bişeyler içmeseksmi

kerimcan durmaz

önümüzdeki cumartesi çalıştığım mekanda sahne alacak şahıs

kim jong abd'yi vurmalı mı

kendi görüşümü belirteyim, tabi ki savaşlar olmasın kardeşçe yaşayalım fikrine katılıyorum ama şu zamana kadar ortadoğu'da yaşanmış ve yaşanmakta olan savaşlar bizim ülkemizi hep olumsuz etkilemiştir. ben artık abd nin bu kendini bilmez tavırlarının yavaş yavaş son bulduğunu düşünüyorum, kim jong un trumpla karşılıklı tehditleşmelerde tek bir geri adım atmadığı ortada, abd ye saldırırsa yeni hedefi neresi olur, nükleer kullanmak ne kadar vatan sevgisine giriyor bunlar da tartışılabilir ama abd nin bugüne kadar her yerde silah satmak için kasti savaş ve olaylar çıkardığı sonra taraflara silah sattığı daha sonra barış getireceğiz kisvesiyle o bölgelere intikal ettiğini biliyoruz, ben abd nin bugüne kadar işlediği insanlık suçlarının cezasını çekmesinin vaktinin geldiğini düşünüyorum. savaş çıksın demiyorum fakat abd haritadan silinse zerre üzülmem bu da bi gerçek

batı bizi kıskanıyor

yarramı gelişiriz biz siktirin gidin yol yapın siz orospu çocukları, annemin 30 yıldır yaptığı hoşaf alzheimer çipini geçip birinci oluyor tebrikler

ışınlanma mümkün mü ?

maddesel transportasyon denilen olay din bilimcilerine göre mümkün ve kuranda dolaylı yollardan anlatıldığı söyleniyor tabi bu bir yorumlama da olabilir bunu da es geçmemek lazım. zamanında televizyonun da yorumlara dayalı olarak kuranda bahsedildiği söylenmişti. şimdi nerden esti de kurandan bahsetmeye başladın ışınlanma konusunda diyecek olan arkadaşlara şöyle bir not bırakayım; bilim ve din kardeştir bugün sağlık konusunda profesörlerin verdiği önerilerin hemen hemen hepsini din daha önceden önermiştir. ben hala bilimin bazı şeyleri anlamak için genç olduğunu düşünüyorum, buna bağlı olarak ışınlanma, bulunabilir ama henüz çok erken

eğri oturup doğru konuşan

lafı duyduğum an devemisin kardeşim doğru otur doğru konuş dediğim insan

eski inci swf leri

alo.swf hala yarılarak güldüklerimden birtanesidir, bir de swf zannedilip asla kapanmayan dedeler olayı vardı, uzun zamandır giriş yapmıyorum 2011 yazarıydım bu arada

hasan ali kaldırım

sözleşmesi yenilenince rakip takım taraftarı arkadaşlarımın, "acının rengi olmaz kardeşim geçmiş olsun hahahah" diye dalga geçmesine sebep, fenerbahçe sol bekine düşen futbolcu tanesi

neden sevgilin yok sorusuna verilebilecek cevaplar

seviştikten sonra söylenecek en salakça cümle

pes atan kadın

entrylerimi hunharca eksileyen arkadaş

hayırdır derdin ne sırayla ne var ne yok gezip eksilemişsin maşallah

aga beee yak yak demelik sözler

çalıştığım mekana müşteri gelince bütün garsonlar nasıl tip alırım diye düşünür, ben yine seni düşünürüm

güne bir keko sözü bırak

istanbul esenler götünü keserler :(

sıla'nın abartılmış bir balon olması

ülkemizde benzerlerinin sıkça görüldüğü, piyar ürünlerinden bir tanesi

çadır hayatı yaşamak

evet arkadaşlar bu başlık altında 5. ve son entrymi girmek üzere telefonumu elime almış bulunuyorum. dün gece sabaha kadar geçen entry bahsettiğim anla yüzünden uyuyamadım, tam uyudum dediğim sırada polisler gbt kontrolü yapmak için benden ve civarda kalan arkadaşlardan kimlik topladı. benim kimliğim yoktu ama kayıp başvurusu ile karakoldan verilen belge yeterli oldu. bu abla ile polis arasında geçen diyalog biraz enteresandı. abla "ben isimsizim devlet bana kimlik vermedi falan deyince polisler aldı götürdü zaten değişik biri olduğu belliydi ama bu kadar tahmin edememiştim bir yerden kaçmış falan olabilir diye düşünüyorum. gece antalya'da gayet serin ve rüzgarlı geçti bunun sonucun da sabaha hasta olarak uyandım. bütün kemiklerim ağrıyordu ve kendimi inanılmaz halsiz ve uykulu hissediyordum. aşağı yukarı 16.30 a kadar tek bir lokma yemeden uzanıp kaldım yerimden kıpırdamak dahi istemedim. akabinde çok kötü midemi bozmuşum wc ye zor yetiştiğim durumlar oldu, işe de gidemedim izin aldım. yerde yatıyor olmak iç organlarımı üşütmeme sebep olmuş. bütün bu moral bozukluğu içerisinde acaba bu kadar yeter mi işi gücü bırakıp gitmelimiyim, yatakta yatmayı ne kadar da özledim gibi düşüncelerle vazgeçme noktasına geldim. oğlum ozan bu iş buraya kadar ya bu hastalık süreci böyle devam ederse ne yapacaksın diye düşünüp durdum. nakit sıkıntısı çekmeye başladım ki zaten çok hazırlıklı gelememiştim bu konuda. sürekli yeni insanlarla tanışmak, kimseye bağlı olmadan kendi başımın çaresine bakma fikri gerçekten çok cazip geliyordu ama geçirmekte olduğum bu hastalık bütün motivasyonumu yerle bir etti. bu arada yeni komşularım geldi, aşağı yukarı 10-12 kişilik bir aile iskeletli bir çadır kurdular (nasıl sığacaklar hiçbir fikrim yok). onların gürültüsü de beni uyutmadı öyle saçma bir gündü benim için. ilk çadır kurduğumda tanıştığım bir amca vardı o geldi öğlenden sonra, çadırını karıştırmışlar darmadağın edip gitmişler, ondan bahsetti, iyi ki çadırda değerli bir eşya bırakmıyorum. sizlere bu konular hakkında tavsiyelerim, yeterince hazırlanmadan bu yola çıkmayın, her an herşey olabilir, sıcaktan yanıyor dediğim şehirde üşüttüm. yastık problem oldu o problem bu problem bunları nasıl çözdüğümü aşağı yukarı anlatmaya çalıştım. bu yazıyı burada bitirirken şu ana kadar bana mesajlarıyla destek olan herkese teşekkürü bir borç bilirim. yarın bir kaç fotoğraf paylaşmaya çalışacağım. eğer bu yazı sizlere en ufak fayda sağladıysa ne mutlu bana, merak ettiğiniz herşeyi sorabilirsiniz, seve seve cevaplarım. okuduğunuz için teşekkürler :)

çadır hayatı yaşamak

4. ve sondan bir önceki entryme gelmiş bulunuyoruz ben daha çadırda kalmaya devam edeceğim ama ilerleyen günlerde hep aynı şeylerden bahsedeceğimi öngörüyorum dolayısıyla yarın akşam son bi toparlama yapıp bu seriyi bitireceğim. öncelikle çadırı merak edenler için, 2-120-95 ölçülerinde standart iki kişilik bir çadırda kalıyorum hemen hemen heryerden temin edebilirsiniz, fiyatı gayet uygun. bugün artık farkına vardım ki çadırda yaşamak iyi güzel hoş ama uzun süreli kalınabilecek bir ortam değil. mesela çadırı çantaya attım getirdim ama bi güneş şemsiyesi getiremedim sahilde uzun süreli kalamıyorum patates kızartması olcam yoksa. onun dışında 2 gündür, umarım artık gider dediğim akli dengesi yerinde olmayan bir abla çadırımın yanında yatıyor, yer değiştirsem güneşte kalacağım, değiştirmesem geceleri kendi kendine konuşuyor çadırın yanındaki ağaca mayosunu falan bırakıyor, arada bir bağırıyor falan, git de diyemiyorum kadın istediği yerde kalma hakkına sahip sonuçta. böcek olabiliyor etrafta, sabahları sıcaktan kurtulayım diyerek dışarı çıkıp yatınca sinek böcek ısırıyor hissetmiyorsunuz bile bi bakıyorsunuz kaşınmaya başlamışsınız. bir diğer problem zemin, mat denilen malzeme pek hayat kurtarmıyor açıkçası, kesinlikle altınıza sermeye battaniye pike falan olmalı, betondan farkı kalmıyor çünkü, maksimum diken batmasını falan engelliyor, zaten 0.5 cm falan. çok şükür şu ana kadar bir hırsızlık vakası ile karşılaşmadım kendim cüzdanımı kaybetmem hariç. bir diğer tavsiyem powerbank, kesinlikle lazım. telefonu şarj edersin, led ışık bağlayabilirsin, geceleri ışık gerçekten çok lazım oluyor. su ihtiyacı aşırı derece fazla oluyor hele ki bu kadar sıcak ve nemli bir şehirde iseniz. günde ortalama 2.5 litre su içiyorum tuvalete gittiğim sayı 1. terlemekten artık tuvalet gereksinimi ortadan kalkıyor. ayrıca el saç baş yıkamak içinde önemli. bu çadırda 2 kişi kalınır mı ? hayır kardeşim, sevgili veya abi kardeş abla kardeş değilsen kalınmaz, sebebi şu ki eni 1.20 santim. kişi başı 60 santim yer kalıyor ki içeri eşya alıyorsun çalınmasın diye ayakkabıları bile alıyorum ben. 2 kişilik çadırlar her zaman tek kişiliktir. 3 kişilikler 2 arkadaş içindir nokta. kişisel olarak sıkıntılı olduğum bir konu; artık sigara parası cebimi yormaya başladı, çünkü sigaranın yarısını ben içiyorum yarısını rüzgar içiyor, tek sigara kesmeyince arkasından yakıyorsun ikinciyi, içtiğim sigara 1.5 pakete yaklaştı. bi de bu abla şu anda bile konuşuyor uyuyamayınca çıkıp yakıyorum bi dal yoksa uyurdum zaten yorgunum. son olarak, akdeniz neden bu kadar tuzludur bilirmisiniz ? çünkü caretta carettalar geceleri sessizce ağlar.. herkese iyi geceler diliyorum yarın akşam son entry de görüşürüz

çadır hayatı yaşamak

3. günüm: bilmiyorum okuyan ilgilenen varmı, birkaç arkadaştan mesajlar geldi sağolsunlar iyi dileklerini eksik etmediler, eğer okuyor ve merak ediyorsanız ona göre devam edeyim. bugün, gece 4 te uyumama rağmen 8.30 da güneş sayesinde uyandım hemen çadırın gölge kısmına saklanıp uyumaya devam ettim, kahvaltı olarak bazlama, 3gen peynir ve aç bitir salam, hem uygun maliyetli hemde doyurucu oldu, ertesi gün kullanamayacağım için peynir vs çabuk bozulacak şeyler alamıyorum. imkanı olan nargile götürsün yanında, benim gibi hergün evde yapıp içenler için gerçekten nefis meselesine dönüşüyor artık, takım getirmiştim ama tütünüm yok şimdilik içemiyorum. gece 2 gibi çadıra geldim, kurcalanıp kurcalanmadığını anlamak için içeri bıraktığım işaretleri kontrol ettim ve şükür kimse dokunmamış diyerek havlumu şortumu alıp doğru denize gittim, ömrüm boyunca hep heves edip yapamadığım şeydir, bu gece onu gerçekleştirdim. su kesinlikle çok sıcak neredeyse gündüzü aratmıyor, fakat daha önce antalya'da denize girmiş olanlar bilir ki su çok çabuk derinleşiyor ve birden bire boyu geçen yerde buluyorsunuz kendinizi, o yüzden gerçekten iyi yüzücü değilseniz sadece girip çıkın yüzmeye kalkmayın, benim gibi yorulup durmak istediğinizde duramayıp panik olabilirsiniz ki bu zaten suyun derinliğinden daha tehlikeli, sakin oldukça bi problem yok :). bütün yorgunluğumu alıverdi bi anda daha sonra sahilde ankara havası oynayan arkadaşlara katılıp biraz oynadıktan sonra duş almadan çadıra geldim, umarım bu derece tuzlu su beni sabaha kötü çıkartmaz, zaten sabah uyanınca her zamanki gibi denize girip çıkıp duş alacağım. hava bugün 33 derece olmakla beraber gayet esintili güzeldi, ama cumartesi pazar hatta pazartesi günleri 38-39 derece havalarla biraz boğuşacağım. iş bulduğumdan bahsetmişmiydim hatırlamıyorum ama plajda çalışıyorum ilerleyen günlerde ne yapacağım belli olmaz, memleketim sinopa gidip orada da kamp yapmayı planlıyorum tabi planlar her zaman gerçekleşmiyor ama neyse. kirlenen çamaşırları şimdilik biriktiriyorum, muhtemelen kendim yıkarım ama belli olmaz uygun bi kurutemizlemeci bulursam neden olmasın. bu arada çadırda yiyecek bırakma fikri pek akıllıca değilmiş çadır kuran başka bi arkadaş köpeklerden biraz rahat edemediğini anlattı. imkanlar dahilinde çevredeki insanlarla iletişim kurup yardımlaşmaya çalışıyorum. tavla oynamaya arkadaş olsaydı iyiydi onu bulamadım henüz. bugünlük benden bu kadar herkese iyi geceler

barkın bayoğlu

motosiklet hakkındaki hemen hemen her şeyi kendisinden öğrendiğim, türkiye'nin güzel mizahi motosikletçisi, nur içinde yatsın allah taksiratını affetsin

deizm

en sade anlatımı ile, allah var peygamberler dinler ve kitaplar yok demektir
  • /
  • 4

ucandeppik aslında kimdir?

toprak tipi uçan bir pokemondur.
skilleri:
standart skill : yazarlara toprak fırlatıp gömme.
ultra skill : havalanıp havada horona benzer bir halk oyunu sergilerken kendini klonlama.

evrildiği pokemon : bitki türü yeraltı pokemonu (kaçandeppik)

okuduğun bölümü söyleyince verilen tepkiler

şimdi sen ingilizce konuşabiliyor musun? yani filmlerde falan tüm konuşulanları anlayabiliyorsun bir konuşsan da duysak ile başlanılır ve benim ingilizcem iyi değil ya tatillerde kızlarla konuşmak için gerekiyor ile devam edilir bana da öğretsene denilir çoğunlukla öğretilemez üzücü bir durumdur.

sevgili kişisinin gülüşü

uzun uzun gelişir işte universite katamadıysa benim uzun başlıklarım/enrylerim katar belki bir şeyler ama (bkz:ben özür dilerim)

efsane geri dönüşler

2-0'dan 3-2'ye getirdiğimiz türkiye-çek cumhuriyeti maçının 88.dakikasında nihatın bizi öne geçirmesi ve spikerin nihat nihat nihat diye bağırması

anneye söylenen yalanlar

annem : kızım gecenin bir vakti karttan para çekmişsin bir sıkıntın yok değil mi ?
ben : hayır anne , arkadaşlarla geziyorduk.
(bkz: casinoda rulete lazim oldu diyemedim) :)

anneye söylenen yalanlar

mervelerle ders çalıyorduk
taytim orda kalmis

anneye söylenen yalanlar

anne (bkz:mervelerdeyiz)
popüler kültürün sizi süreklediği kız kıza yapılan gezmeler, tozmalar, işlerde aile faktörünü ortadan kaldırmak, bypass etmek için söylenen yalanlardır.

(bkz:anne uyuyordum ya)
(bkz:duymamışım tuvaletteydim)
(bkz:şarjım bitti)

Toplam entry sayısı: 69

7a klasikleri

merkeze, seraya, otogara gidecek öğrencilerin kavimler göçünü aratmayan gsf ve ubyo duraklarına kadar olan yaşam mücadelelerinin temel sebebi, içinde bolca ayırt edici özelliklere sahip insan bulunan otobüs, başlı başına bir klasik, bakın o geliyor

çadır hayatı yaşamak

3. günüm: bilmiyorum okuyan ilgilenen varmı, birkaç arkadaştan mesajlar geldi sağolsunlar iyi dileklerini eksik etmediler, eğer okuyor ve merak ediyorsanız ona göre devam edeyim. bugün, gece 4 te uyumama rağmen 8.30 da güneş sayesinde uyandım hemen çadırın gölge kısmına saklanıp uyumaya devam ettim, kahvaltı olarak bazlama, 3gen peynir ve aç bitir salam, hem uygun maliyetli hemde doyurucu oldu, ertesi gün kullanamayacağım için peynir vs çabuk bozulacak şeyler alamıyorum. imkanı olan nargile götürsün yanında, benim gibi hergün evde yapıp içenler için gerçekten nefis meselesine dönüşüyor artık, takım getirmiştim ama tütünüm yok şimdilik içemiyorum. gece 2 gibi çadıra geldim, kurcalanıp kurcalanmadığını anlamak için içeri bıraktığım işaretleri kontrol ettim ve şükür kimse dokunmamış diyerek havlumu şortumu alıp doğru denize gittim, ömrüm boyunca hep heves edip yapamadığım şeydir, bu gece onu gerçekleştirdim. su kesinlikle çok sıcak neredeyse gündüzü aratmıyor, fakat daha önce antalya'da denize girmiş olanlar bilir ki su çok çabuk derinleşiyor ve birden bire boyu geçen yerde buluyorsunuz kendinizi, o yüzden gerçekten iyi yüzücü değilseniz sadece girip çıkın yüzmeye kalkmayın, benim gibi yorulup durmak istediğinizde duramayıp panik olabilirsiniz ki bu zaten suyun derinliğinden daha tehlikeli, sakin oldukça bi problem yok :). bütün yorgunluğumu alıverdi bi anda daha sonra sahilde ankara havası oynayan arkadaşlara katılıp biraz oynadıktan sonra duş almadan çadıra geldim, umarım bu derece tuzlu su beni sabaha kötü çıkartmaz, zaten sabah uyanınca her zamanki gibi denize girip çıkıp duş alacağım. hava bugün 33 derece olmakla beraber gayet esintili güzeldi, ama cumartesi pazar hatta pazartesi günleri 38-39 derece havalarla biraz boğuşacağım. iş bulduğumdan bahsetmişmiydim hatırlamıyorum ama plajda çalışıyorum ilerleyen günlerde ne yapacağım belli olmaz, memleketim sinopa gidip orada da kamp yapmayı planlıyorum tabi planlar her zaman gerçekleşmiyor ama neyse. kirlenen çamaşırları şimdilik biriktiriyorum, muhtemelen kendim yıkarım ama belli olmaz uygun bi kurutemizlemeci bulursam neden olmasın. bu arada çadırda yiyecek bırakma fikri pek akıllıca değilmiş çadır kuran başka bi arkadaş köpeklerden biraz rahat edemediğini anlattı. imkanlar dahilinde çevredeki insanlarla iletişim kurup yardımlaşmaya çalışıyorum. tavla oynamaya arkadaş olsaydı iyiydi onu bulamadım henüz. bugünlük benden bu kadar herkese iyi geceler

yalnızlık nedir

evde saatlerce konuşmadan durulduğu için bi konuşma esnasında kelimeleri toplarlayamamak akabinde kekelemek

dumlupınar üniversitesi

ısrarla hazırlık okumam gerektiğini söyleyen ve siz zaten iyi öğrenci olsaydınız boğaziçi'nde okurdunuz diyen bir hocasına, sizde iyi öğretmen olsaydınız boğaziçi'nde öğretmenlik yapardınız diye atarlandığım, akabinde 2012 yılında hazırlık okuyup hala bitiremediğim, yüce taş kapısı ile sauronun gözü etkisi yaratıp öğrencileri etkisi altına alan okul

çadır hayatı yaşamak

2. günüm hakkında bir kaç bilgi, gece geldiğimde ne güzel ki çadırım gene kurcalanmamış vaziyetteydi, çadırı kurduğum yere öğlen vakti karar vermiştim, gölgeyi tam hesaplayamamışım dolayısıyla sabah biraz güneşte kalmıştım, şimdi tam olarak durması gerektiği yerde, bu sabah daha rahat uyanacağımı düşünüyorum, yazlık tatil yeri etraf kum vs olduğu için dışarıda yatılmıyor zira sinekler çok rahatsız edici, tabi buna da bir çözüm ürettim; türk kahvesi. kül tablası gibi bişeyin içine bi avuç kahve atıp çakmağı çaktığınızda dumanlar çıkmaya başlıyor, kimine göre güzel bi koku olabilir ama sinekler için öyle değil sanırım :), bulunduğunuz alanı anında sineklerden arındırıyor. bir diğer problemim yastıktı, önceki gece sırt çantasının üzerine havlu serip yatmıştım ama çok kötü ve rahatsız ediciydi, bugün itibariyle yastıksız gelinmemesi, gelinmesi durumunda kesinlikle edinilmesi kanaatindeyim, ben burada yaşayan akrabalarım sayesinde alıp getirdim. deniz aşırı sıcak ve güzel adeta duş kıvamında, bu gece yani birazdan denize girmeyi deneyeceğim güzel bir deneyim olacağını düşünüyorum, civarda ücretli şezlonglu ve ücretsiz plajlar mevcut, kafanıza göre takılabilirsiniz. bu gece ve yarın sabah ki durumları tekrar entry gireceğim, umarım faydam dokunur

ulaşılması imkansız olan şeyler

7a klasikleri

merkeze, seraya, otogara gidecek öğrencilerin kavimler göçünü aratmayan gsf ve ubyo duraklarına kadar olan yaşam mücadelelerinin temel sebebi, içinde bolca ayırt edici özelliklere sahip insan bulunan otobüs, başlı başına bir klasik, bakın o geliyor

geceleri düşünülenler

ben yine seni düşünürüm

iş görüşmesi soruları

unravel

yaklaşık 12 saat önce kayıt olmuş, başlık açmaktan bıkmayan, 'ensest, seni sikerim, sanal seksi bulan adam' gibi saçma başlıkların sahibi, siklenmeyen 2. nesil yazar

sabah uyandığınızda ilk ne yaparsınız...

bahçe kapısını açıp bi sigara yakarım

çadır hayatı yaşamak

3. günüm: bilmiyorum okuyan ilgilenen varmı, birkaç arkadaştan mesajlar geldi sağolsunlar iyi dileklerini eksik etmediler, eğer okuyor ve merak ediyorsanız ona göre devam edeyim. bugün, gece 4 te uyumama rağmen 8.30 da güneş sayesinde uyandım hemen çadırın gölge kısmına saklanıp uyumaya devam ettim, kahvaltı olarak bazlama, 3gen peynir ve aç bitir salam, hem uygun maliyetli hemde doyurucu oldu, ertesi gün kullanamayacağım için peynir vs çabuk bozulacak şeyler alamıyorum. imkanı olan nargile götürsün yanında, benim gibi hergün evde yapıp içenler için gerçekten nefis meselesine dönüşüyor artık, takım getirmiştim ama tütünüm yok şimdilik içemiyorum. gece 2 gibi çadıra geldim, kurcalanıp kurcalanmadığını anlamak için içeri bıraktığım işaretleri kontrol ettim ve şükür kimse dokunmamış diyerek havlumu şortumu alıp doğru denize gittim, ömrüm boyunca hep heves edip yapamadığım şeydir, bu gece onu gerçekleştirdim. su kesinlikle çok sıcak neredeyse gündüzü aratmıyor, fakat daha önce antalya'da denize girmiş olanlar bilir ki su çok çabuk derinleşiyor ve birden bire boyu geçen yerde buluyorsunuz kendinizi, o yüzden gerçekten iyi yüzücü değilseniz sadece girip çıkın yüzmeye kalkmayın, benim gibi yorulup durmak istediğinizde duramayıp panik olabilirsiniz ki bu zaten suyun derinliğinden daha tehlikeli, sakin oldukça bi problem yok :). bütün yorgunluğumu alıverdi bi anda daha sonra sahilde ankara havası oynayan arkadaşlara katılıp biraz oynadıktan sonra duş almadan çadıra geldim, umarım bu derece tuzlu su beni sabaha kötü çıkartmaz, zaten sabah uyanınca her zamanki gibi denize girip çıkıp duş alacağım. hava bugün 33 derece olmakla beraber gayet esintili güzeldi, ama cumartesi pazar hatta pazartesi günleri 38-39 derece havalarla biraz boğuşacağım. iş bulduğumdan bahsetmişmiydim hatırlamıyorum ama plajda çalışıyorum ilerleyen günlerde ne yapacağım belli olmaz, memleketim sinopa gidip orada da kamp yapmayı planlıyorum tabi planlar her zaman gerçekleşmiyor ama neyse. kirlenen çamaşırları şimdilik biriktiriyorum, muhtemelen kendim yıkarım ama belli olmaz uygun bi kurutemizlemeci bulursam neden olmasın. bu arada çadırda yiyecek bırakma fikri pek akıllıca değilmiş çadır kuran başka bi arkadaş köpeklerden biraz rahat edemediğini anlattı. imkanlar dahilinde çevredeki insanlarla iletişim kurup yardımlaşmaya çalışıyorum. tavla oynamaya arkadaş olsaydı iyiydi onu bulamadım henüz. bugünlük benden bu kadar herkese iyi geceler

duyduğunuz en saçma yalan

aşkım piknikte dalların üstüne düştüm :(

edit: allah'a şükür henüz böyle bi yalan bana söylenmedi, bende nette okumuştum

dumlupınar üniversitesi öğrencilerinin yaşadıkları şehirler

yalnızlık nedir

akşam eve geldiğinde kapıyı soğuk bir anahtarla açmak
Henüz takip ettiği biri yok.
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım KoşullarıKütahya Halı Yıkama