matrix

"izlemeyenler için uyarı: aşağısı ağır derecede spoiler içerir.

bundan seneler evvel insan ırkı ile makineler muazzam bir savaşa giriştiler. makineler güneş enerjisi ile çalıştıklarından insanlar savaşı kaybedeceklerini anladıklarında dünyayı bir şekilde bulutlarla kapladılar ve güneş ışınlarının dünyaya ulaşmasını engellediler. yani güneşi yok ettiler. ancak bu insanların da sonu demekti. zira güneşsiz bir dünyada hiç bir canlı var olamaz. bu noktada ortak bir platformda makineler ile bir anlaşma sağlandı. makineler insanları yok etmeyecek, onları enerji olarak kullanacaktı. bunun karşılığında da makineler insanlara sonsuz mutluluğu yaşatacak bir sanal ortam yaratacaklardı. böylece ilk matrix kurulmuş oldu. insanlar pil olmayı kabullendiler ve matrix onlara sanal, huzur dolu, cennetvari bir ortam yarattı. diğer taraftan bu ortam insani bir takım dürtüleri azalttı. cennet gibi bir yerde yaşamaktan dolayı insanlar yeterli vücut enerjisi üretmediler. ortak platformda her iki tür için de sürdürülebilirlik gerektiğinden ve mevcut durumun makinelerin sonu demek olduğundan makineler matrix’in üst versiyonunu yüklediler. bu versiyonda insanların enerjilerini optimum seviyeye çıkaracakları bir ortam bulunuyordu. yani dünyanın günümüzdeki gibi bir similasyonu. bu simulasyonda insanlar doğuyor, yaşıyor, ölüyor, çabalıyordu vs. tıpkı günümüzde oynadığımız bir çok strateji oyununda olduğu gibi.

ancak, bu versiyon enerjiyi artırmakla beraber matrix’i bir kısırdöngüye soktu. zira makineler hangi denklemi kullanırsa kullansın, deneklerin (insanların) %1'i matrix’i reddediyordu. işte tüm konu aslında bu %1 oranında kilitli.

"one" ne demek?

"one" aslında bir program. ancak kullanılabilmesi için bir bünyeye yüklenmesi gerekiyor. daha önce 5 kere yüklenmiş bu program. yani eski neo’lara yüklenmiş. programın amacı ne? matrix’i reddeden insanları yani %1'leri zion denen yerde toplamak. bu toplam ana sistemi yani matrix’i tehdit eder hale geldiğinde zion'un yok edilmesini sağlamak ve onu yeniden inşa etmek. yeniden inşa etmek zorunda zira insanlar arasında %1’lik bir topluluk denklemdeki dengesizlik nedeniyle matrix’i hep reddediyor. matrix reddedenleri zaman içinde zion denen başka bir yere naklediyor, bir anlamda fişini çekiyor ya da başka bir anlamda diğer bir işletim sistemine (sanal bir ortam değil) koyuyor. daha sonra zion’u yok ettiriyor. sonradan reddedenleri de yine yeniden inşa edilecek olan bu mekana koyuyor.

peki matrix bu reddedenleri nasıl zion'a koyuyor? açıklaması basit. morpheus ve benzeri kaptanlı gemili programlarla güya bunları kurtarıyor ve zion’a atıyor. ne zaman ki bu reddedenlerin toplamı ana sistemi tehdit edebilir hale geliyor, (filmde anomaliler olarak geçer) zion’a gönderiliyor, işte o zaman zion’un yok edilme vakti gelmiş oluyor. ama unutmamak gerek. daha sonra da reddedenler olabileceği için zion’un yeniden inşa edilmesi gerek. bu böyle bir kısırdöngü. yani "one"ın amacı savaşı durdurmak değil. tam aksine sistem tarafından özellikle yaratılmış bir program. zion yok edilince one programının görevi sona ermiş oluyor.

görevi sona eren programa ne olur ?

kahinin dediği gibi ya siliniyor ya da sürgünü seçiyor. şöyle düşünelim gelişmiş bir program yazdığımızı ve bu programda yine gelişmiş denklemler bulunduğunu ama eşitliğin bir ihtimalle sağlanamadığını düşünelim, fakat biz bunu programı yazarken fark etmemiş olalım. bu durumda denklemde eşitlik sağlandığında program duracaktır. ancak sağlanamaması durumunda belki duracak belki durmayacaktır. çünkü biz ona bu durumda yani eşitlik sağlanamaması durumunda ne yapması gerektiğini söylememişizdir. yani program anormal hareketlerde bulunabilir ki bu durum filmde “sürgün” olarak ifade edilmektedir. tıpkı fransız (merovingian) gibi. o da eski bir neo yani "one" programının eklendiği bünye. (hz. isa, çarmıha gerildikten sonra magdalalı meryem’in havarilerin isa ile ilgili söylenceleri dilden dile dolaşırken efes’e, oradan da fransa’ya geçtiğine dair efsaneler mevcuttur. fransa’da milattan sonra 5 ile 8’inci yüzyılda hüküm süren merovingian hanedanı’nın da hz. isa ile meryem’den geldiğine dair iddialar bulunmaktadır)

program amacına ulaşınca ölmek yerine kaçmış, kendine bir suç imparatorluğu kurmuş. bunu nereden anlıyoruz? karısını hatırlarsınız neo'ya merovingian'ın da bir zamanlar-ilk geldiğinde- tıpkı "senin gibiydi" demişti. ayrıca aynen şöyle demişti. "tekrar insana yakın birisi tarafından öpülmenin ne demek olduğunu hatırlamak istiyorum" "seni kıskanıyorum trinity ama böyle bir şey uzun sürmez" .sırf o anları hatırlamak için neo'nun öpmesini istemişti. hem aynı zamanda merovingian sebep ve sonuç açıklamalarıyla neo ve ekibine epey bir şey söyledi matrix hakkında.

mimarın odasındaki kapılardan hangisi doğru olandı?

bunun açıklanması için üç olasılık var.

1. bütün eski neo’lar sağdaki kapıyı tercih ettiler. ancak zion çoktan yıkılmıştı. onlar da 23 kişiyi seçip (matrix’in fişinden çekip) kurtardılar ve zion’u yeniden inşa ettiler. dolayısıyla mimar neo ile konuşurken zion halihazırda yok edilmiş durumda. bu noktada "one" yani neo, görevini tamamlamış olacak ya ölecek ya da sürgünü seçecek. matrix, sürgün bir porgramı gördüğünde yok ediyor ancak, sürgüne gitmeyi engelleyemiyor zira bu onun hesap etmediği parametrelerden biri. ama bu seferki neo soldaki kapıyı tercih ediyor neden? hatırlarsanız mimar konuşmaları sırasında "ilginç, bu öncekilerden daha çabuk" demişti

neo'nun hemen cevap vermesi üzerine. bunun sebebi ise bence kahin'in neo'ya yedirdiği şekerlemeydi. neo'da yüklü olan "one" programı upgrade oldu. demek ki önceki neo'lar o şekeri hiç yememişlerdi. belki de neo programın upgrade olması sayesinde ilk defa doğru kapıyı seçti.

2. tüm eski neo’lar sol kapıdan gittiler. trinity'i kurtardılar ve zion'un yok olmasına neden oldular. doğru hamle bu muydu? mimar "bu zion'u yok edişimizin 6. seferi olacak ve bu konuda aşırı derecede etkin hale geldik" demişti. demekki diğer neo’lar hep trinity'i seçmişler. peki o zaman zion'u tekrar kurup reddedenleri burada kim toplayacak? bilindiği gibi morpheus ve trinity birer program. morpeheus’un görevlerinden biri neo'yu mimara göndermek. trinity'ninki ise ona aşık olarak neo'yu kontrol etmek, korumak. trinity yeni neo'nun annesi olacak. bu yüzden filmdeki sevişme sahnesi çok önemliydi ve bu yüzden ismi trinity (hıristiyanlıkta baba/tanri, oğul/isa ve kutsal ruh üçlemesine verilen ad). mimar kadının öleceğini söyledi ve aslında trinity öldü ama sonra tekrar hayata döndü. tıpkı ilk filmde kahinin neo’nun ya da morpheusun öleceğini söylediği ve neo’nun ölüp sonra tekrar hayata dönmesi gibi. yani mimar olacakları biliyordu dolayısıyla önceki neo’lar da soldaki kapıyı seçmişti. bir de ilk filmde morpheus neo'ya zion'un nasıl kurulduğunu anlatırken; "birisi vardı, sadece o dışarıda doğmuştu" cümlesini kuruyor. yani önceki neo'nun da dışarıda doğduğunu, trinity gibi bir program ile eski neo’nun çocuğu olduğunu.

3. eski neo’lar farklı kapıları seçtiler. hangisini seçerlerse seçsinler gittiklerinde zion yok olmuştu. dolayısıyla sağdaki kapıyı seçenler 23 kişiyi matrixten kurtarıp tekrar zion’u kurdular. solu seçen neo’lar ya öldü ya sürgüne gitti. yeni zion’u dışarıda doğan çocuk kurdu. ayrıca soldaki kapının seçilmesi de öyle herkesin ölümüne yol açmıyor. yani tıbbi anlamda. sadece matrix kendini reboot ediyor veya reload yapıyor. dolayısıyla matrix içinde yaşayanların hayatları sona eriyor ama sanal olarak. yoksa hala pil durumundalar.

not: (neo’nun arkasındaki ekranlar eski neo’lara ait değil. onun hesap edilebilen muhtemel yanıtlarının birer simülasyonu. aksi takdirde yüzlerce eski neo olmalıydı halbuki 5 tane var.

mimar diğer neo’ların tümünün insan soyunun devamı için sağ kapıyı tercih ettiklerini söyledi. ancak bu sürecin diğerlerinden farkının karşılıklı aşk olduğunu belirtti. yalnız aşk değil. karşılıklı aşk. böylece eski trinity'lerin önceki matrixlerde de matrix’e girip neo’nun hayatı pahasına kendisininkini riske ettiğini ancak, eski neo’ların neden sol kapıyı seçmedikleri anlaşılabilir. zira eski trinityler eski neo’lara aşıkken eski neo’lar eski trinitylere aşık değillerdi.

aşık olacağınız kişiyi seçemezsiniz. işte önemli nokta bu. çünkü matrix insanların hayatlarını sanki kendileri seçim yapıyormuşçasına, sanki onlara bir irade veriyormuşçasına kontrol eder. tüm seçimler hesaplanır ve ona göre insanlar matrix içinde yönlendirilir. insanlar da sanki kendi seçtikleri hayatı kendi iradeleriyle yaşıyormuş gibidirler. böylece ilk matrix’in çökme sebebi ortadan kaldırılmış olur. şimdi denebilir ki trinity aşık olmaya programlanmış ve neo da aşık olmamaya programlanmış. böylece kahinin trinity'nin aşık olacağını önceden bilmesi mantıksız olmaz. zira bir önceki matrixte de aşık olmuştu. tek fark bu sefer neo da aşık. kahin neo’nun aşık olacağını bilmiyordu ki. bakın kahin ilk filmde aşkla ilgili ne diyor:

kahin: beklediğimden daha yakışıklısın. onun (trinity) seni neden sevdiğine şüphe yok.
neo: kim? (burada anlıyoruz ki neo şu ana kadar trinity'e karşı bir şey hissetmiyor ve onun kendisine karşı bir şeyler hissettiğinden haberi yok)
kahin: çok da zeki değilsin. morpheus seni neden bana gönderdi biliyor musun?
neo: galiba.
kahin: peki ne düşünüyorsun? sen o musun (one'ı kastediyor)
neo: bilmiyorum.
kahin: bu nedemek biliyor musun? kendini bilmek demektir. sana küçük bir sır vereyim. "one" olmak aşık olmak gibidir. kimse sana aşık olmanı söyleyemez sadece bilirsin. hayalarından kemiklerine kadar.

neo trinity'nin ona aşık olduğundan bile habersiz. peki neo'yu kıvama nasıl getirmeli? nasıl trinity'e olan duygularını engelleyen programı değiştirmeli?

kahin: işte bir çorek al (cookie) söz veriyorum yer yemez kendini yağmur gibi hissedeceksin. tataaaa işte. bu bölüm matrix i’in önemli bölümlerinden biridir. ayrıca trinity neo matrix’in içinde ölürken ona seslenmiş ve ölemeyeceğini çünkü aşık olduğu kişinin “the one” olacağını söylemişti. sonra da neo dirilmişti. tabi dirilmesinin bununla bir ilgisi yok.

makine mi insan mı ?

neo (mr. anderson – ademoğlu – ilginç değil mi?) bir insan. bunu yaralanmasından anlıyoruz. öte yandan, üzerine “one” programı yüklü. bu neo’nun en büyük farklarından biri de neo’nun öncekilerden daha fazla “insan” kalmayı başarabilmesi. bakın mimar ne diyor:
“although the process has altered your consciousness, you remain irrevocably human” yani, “her ne kadar bu süreç senin bilincini değiştirse de geri dönülemez bir şekilde insan kaldın”. aslında kilit noktalardan biri de bu. neo, insan kalması sayesinde bir çok şeyin üstesinden gelebiliyor. demek ki önceki neo’lar bu kadar insan değillerdi. zaten bu kadar insan olmasalar, aşık olamazlardı.

ajan smith nedir ?

ajan smith aslında bu alemdeki tek insan. nasıl yani? şöyle; bir virüs gibi yayılıyor. matrix’e göre bir virüs yani o sisteme ait değil. virüsler her türlü bilgisayar sisteminin düşmanıdır ve ajan smith tek amacı yok etmek olan bir virüs olup matrix’in düşmanı. çoğala çoğala matrix’e aşırı yükleme yaptırmaya çalışıyor ve aslında matrixten gerçekten kurtulmaya çalışan tek kişi. ilk bölümde morpheus’u sorgularken "gerçekten buradan çıkmam lazım. özgür olmalıyım ve benim anahtarım senin kafanda. zion yok edildiğinde benim de burada kalmam için bir sebep olmayacak" diyor. neoyu öldürmesi halinde matrixten kaçabileceğini düşünüyor. çünkü neo ölünce matrix resetlenecek veya neoyu öldürmesiyle elde edeceği güçle matrix’i kapatacak ya da yok edecek. hatırlarsanız ilk bölümde neo’yu öldürmüştü. bu ona kendi kendini kopyalama kudreti verdi.

ajan smith’in orada olmasının bir manası yok. orada olmayı istemiyor. o bir bilgisayar virüsü, çoğalıyor, bulaşıyor ve bozuyor. aslında aynen insanları tanımladığı gibi hareket ediyor. ilk bölümde insanları "bir yere gidersiniz, doğal kaynakları tükenene kadar çoğalırsınız, çoğalırsınız ve yaşamak için tek şansınız başka alanlara yayılmaktır. bu şekilde davranan başka bir tek organizma vardır o da virüs." şeklinde tanımlıyordu.

bu teorideki ironi, ajan smith insanlığı, neo ise makineleri temsil ediyor. neticede smith sürekli olarak neoyu durdurmaya çalışıyor. neo da kendisine yükelenen "one" programını takip ediyor. neo, makineleşen bir insanı, smith ise insanlaşan bir makineyi temsil ediyor. neo, smith’in varlık amacı haline geliyor. “the purpose”.

neo neden ölmedi, neden dirildi ?

ajan smith neo’yu öldüremez. çünkü onun ölmesi yasak, daha doğrusu programında ölmek gibi bir seçenek yok. yani görevini yerine getirene kadar ona ölme hususu tanımlanmamış. smith ile - ve + gibi karşıt tarafları temsil ettiklerinden ve the one programının bir bölümü bir şekilde smith'e yazıldığından o da ölemiyor. ve aslında smith de görevini tamamlamaya çalışıyor. kısacası ortada bir mulfunction var. matrix smith’i kullanıyor, neo’yu da kullanıyor. halihazırda kullanılmakta olan bir programı silmeye çalışırsanız ne olur ? hata verir. “program halen kullanıldığından silemezsiniz” benzeri bir ifade alırsınız. bu nedenle ilk filmde ne neo ne de ajan smith öldüler. öte yandan ikisinin bu girişimi, ikinci filmde smith’in kararsız hareket etmesine neden oldu. kararsız derken epey kararlı ancak sistemsel anlamda kararsız.

anomali nedir ?

mimar neo'ya der ki; "your life is the sum of a remainder of an unbalanced equation inherent to the programming of the matrix." yani senin hayatın matrix programından miras kalan dengesiz bir denklemin artıklarının toplamı diyor. ne demek bu? the one, yani biri üçe bölelim örneğin. 0.33333 diye gider bu. bir bilgisayar bu 3333 diye sonsuza giden rakamları bir noktada keser ve 1/3=0.333333 gibi bir sayı verir. şimdi bu sayıyı 3 ile çarpalım tekrar eski haline gelecek mi? 0.99999 ediyor. 0.00001 nereye gitti? işte neo budur. yani elemine edilemeyen bir artık. yani anomali.

bazı rakamlar

"jason payne açıklamalarında matrixin 101 ve 303 sayılarına takılmış durumda olduğunu ifade eder. neo'nun başlangıçtaki odası, merovingian'ın bulunduğu kat, 101 numaralı otobanda kovalamaca, trinity'nin elektrik santralini hack ettiği yerde girdiği parola. binary sistemde 101'in 6'ya yani 6. versiyona eşit olduğunu belirtir. (000 = 1, 001 = 2, 010 = 3, 011 = 4, 100 = 5, 101 ise 6'dır. yani 6. versiyon.) bununla birlikte burada bir hata bulunmaktadır.

çünkü binary sistemdeki 101'i desimal sisteme çevirirken aşağıdaki formülü kullanırız:

(1 x 2 ² )+ (0 x 2 ¹) + (1 x 2 º )= (1 x 4) +( 0 x 2) + (1 x 1) = 4 + 0 + 1 = 5 bulunur.

dolayısıyla, 101, 6. versiyon demek değildir. 101, 5. versiyon demektir. bu durumda 3 olasılık ile karşılaşmaktayız.

1. binary sistemde 101'in matrix versiyonlarıyla bir ilgisi yok.
2. bu matrix 5. versiyon, bu bağlamda mimar yalan söylüyor.
3. wachowski kardeşler burada bir mantık hatası yapmışlar

ben birinci olasılık üzerinde duruyorum ancak, halen bu rakamın aklıma yatan bir anlamını bulabilmiş değilim. öte yandan biraz araştırdığınızda; george orwell'ın 1984 adlı kitabında 101 numaralı odada yaşayan insanlara yapılan işkencelerden ve bu insanlara 2+2=5 olarak belletildiğinden ve bu hususun neo'nun odasıyla temsil edildiği şeklindeki yorumlardan tutun da, 101'in hz. isa'nın 5 yarasını temsil ettiğini, 303'ün 3x101 şeklinde yorumlanması gerektiğini belirten ifadeler dahi bulunulabilir. "
bununla birlikte bana en yakın gelen açıklama şu: bilindiği gibi programların versiyonları 1,0 şeklindedir. bu durumda matrix 1.0 ilk matrix programı oluyor. matrix 1.1 ikinci, matrix 1.2 üçüncü, matrix 1.3 dördüncü, matrix 1.4 beşinci, ve matrix 1.5 altıncı oluyor.

6. versiyonun öncekilerden farkı

1. ajan smith. sisteme bir virüs bulaşmış durumda.
2. neo eskilerinden daha güçlü. neo, fransız’ın adamlarıyla savaşacağı sırada morpheus'a “siz anahtarcıyı kaçırın ben bunları hallederim” demiş, merovingian da "halletmek?? senden öncekiler hiç olmazsa daha saygılıydılar" demişti. demek ki anahtarcı merovingian tarafından habire kaçırılıyor. daha sonra neo'yu kurşun yağmuruna tutup da neo bunları engelleyince; "tamam biraz yeteneklisin" demişti. demek ki önceki neo’lar bu kadar yetenekli değildi ki merovingian bu neo'yu da kurşunla durdurabileceğini ümit etti.
3. mimar neo'nun cevabı üzerine "ilginç bu öncekilerden daha çabuktu" demişti. demek ki önceki neo’lar şimdiki neo kadar gelişmiş değildi, olayları bu kadar çabuk yorumlayamıyorlardı.
4. neo, öncekilerden daha insan. mimar, neo için “geri dönülemez bir şekilde insan kaldın” demişti.

kahin kime yardım ediyor ?

kahin neo'yu upgrade ediyor ve matrix’ten sürekli kaçıyor. zira kahin de bir program. ilk versiyondan kalan ve ziondan sorumlu bir program. ancak dikkat edelim zion’un yok edilmesinden değil. düzenlenmesi, gelişmesi vs. olabilir. kahinin programı çıktığında zion’un yok edilmesi gibi bir şey gündemde değildi ve ilk zion’un yok edilmesi kahin prgramında bazı hatalara neden oldu ve makineler yerine insanlar yararına hareket etmeye
başladı.

öte yandan, bence kahin, işin başından beri var. sadece durumu farklı bir şekilde düzenlemeye çalışıyor. aslında kahin bunu “ben gelecekle ilgileniyorum” cümlesiyle açıklıyor. yani matrix’in geleceği ile ilgileniyor. onun amacı aslında matrix’in sürekliliğini sağlamak. mimar ile farklı yönleri savunuyorlar o kadar. mimar matrix’i denklemsel olarak ele alıyor. kahin ise başka bir yönden ele alıyor, hesap edilmeyen duygusal insani parametreleri dikkate alıyor ve matrix’in sürekliliğinin bu parametreler dikkate alınarak sağlanabileceğini düşünüyor. aslında ikisi de matrix’in devamı için uğraşıyorlar. biri bilimsel diğeri duygusal anlamda. yani en kısa anlatımıyla mimar, işi dengeyle çözme taraftarı, kahin ise dengesizlikle.

dolayısıyla kahin’in kimseden kaçtığı yok. yani, ilk filmde ve ikinci filmde smith gelene kadar kimseden kaçmamaktadır. kaçtığı kişileri ikinci filmde agent smith ve merovingian’dır. bu iki program da sistem dışındadır. yani sürgünlerdir. dolayısıyla kahin de aslında sistem için yani matrix’in sürekliliği için çalışmaktadır. mimarla aradaki fark, kahin’in yönteminin insanlara daha olumlu gelmesidir. unutmamak gerekir ki, ilk kehaneti ortaya atan, yani seçilmiş birinin gelip herkesi kurtaracağını, savaşı durduracağını belirten de odur.

kahinin koruyucusu seraph'ın anlamı ise bir nevi melek. hıristiyan
inancında koruyucu güçlü bir melek olarak belirtiliyor. matrix’in ilk versiyonundan kalma. yani cennetten gelen bir program. her şeyin mükemmel olduğu bir ortamda, mükemmel bir bodyguard.

mimar kimdir ?

mimar ise yine başka bir program. düzenleyici, koruyucu ana işletim sistemi gibi bir şey. amacı matrix’i geliştirip denklemdeki bozukluğu yani %1'lik olasılığı yok etmek. bunu matematiksel olarak yapamadığı için yani matrix’i daha iyi kılarak gerçekleştiremediği için zion çözümünü yaratıyor. denklemdeki dengesizlik nedeniyle hep bir anomali (neo) oluşuyor ve bu anomaliden faydalanmayı keşfediyor. ona bir program yüklüyor (one programını). matrix’in babası falan değil. zaten neo’ya mimikleriyle bunu ifade ediyor. ayrıca konuşmada matrix’in babası olmadığını veya kahinin de matrix’in anası olmadığını “eğer matrix’in babası olsaydım o da anası olurdu” cümlesiyle ifade ediyor. aslında matrix’in bir nevi annesi persephone’dur öpücüğüyle insan karakterlerini, arzularını, isteklerini, duygularını toplayan ve iradenin ne kadar önemli olduğunu tespit edip, şu anki matrix versiyonlarının ilk örneğinin yapılandırılmasında faydalı olan en önemli programdır.

neo'yu matrix kullanıyorsa neden ajanlar onları öldürmek istiyor?

ajanların bir çok görevi bu görevlerden biri de matrix’i korumak. sonuçta zion’a gönderilen her kişi matrix’e zarar veriyor. bunların yanı sıra, ajanlar neoyu durdurmaya çalışmasa neo da bir şeylerden şüphelenip, sistem tarafından yönlendirildiğini anlayıp görevini yerine getirmeyebilir.

matrix neden reddedenleri öldürmeyip zion’a gönderiyor ve sonra yok ediyor?

bunlar ortalama 500 senede oluyor. yani arada zaman var. bir anda çıkmıyor hepsi. hani anti virüs programını çalıştırdığımızda bilgisayar 10-15 dk bilgisayardaki tüm dosyaları tarar, virüsleri bulur bunları bir dosyada saklar ve tarama bittiğinde sorar ya delete edeyim mi? diye. işte işleyiş şekli aynen böyle.

filmin tamamında değişik ironiler var. kahramanlar sürekli olarak gece gündüz gözlük takıyorlar. bu gözlüklerin temsil ettiği bir şey olmalı. belki de üzerlerine yüklenen programın ta kendisi olabilir. zion da kimse gözlük takmıyor. ama matrixte takıyorlar. bir de kahramanlar (neo vb.) yuvarlak hatlı gözlükler giyerken ajanlar vs. köşeli gözlükler takıyorlar. büyük ihtimalle bunun da bir nedeni var ancak tespit edemedim.

merovingian’ın adamları

merovingian ne kadar tuhaf program varsa onları yanında topluyor. sadece hayaletler veya tavanda yürüyebilen insanlar değil aynı zamanda kurtadamlar var yanında. bunlardan birini anahtarcıyı teslim ederken persephone öldürüyor “gümüş bir kurşunla”.

filmde yer alan bazı isimlerin anlamları

matrix : latince rahim demektir.

morpheus: düşler tanrısı (filmde “i had a dream” diye bağırıp durur, insanlara bir rüyayı satar, onları bir rüyaya inandırır)

trinity: hıristiyanlıkta baba/tanri, oğul/isa ve kutsal ruh üçlemesine verilen ad

agent smith: bu konuda bir çok spekülasyon mevcut. öte yandan benim en beğendiğim yorum, adam smith’e yapılan gönderme. arada muhteşem bir isim benzerliği var. agent smith - adam smith. adam smith iktisat teorisinin babası olarak görülür ve serbest piyasa ekonomisinin ilk temsilcisidir. smith’e göre, bireylerin kendi çıkarlarını korumaları sayesinde, toplumun çıkarı korunur. yani her birey kendi çıkarlarını korursa, toplamda bütün toplumunki korunacaktır. bence filmde bu mükemmel bir şekilde eleştiriliyor. hepsi kendi çıkarını düşünen bir smith’ler topluluğu sistemi (kapitalizmi?) çökertiyor.

kahin : (oracle) dünyanın en büyük veritabanı ve yazılım şirketlerinden biridir. insanlara yardım ediyormuşçasına aslında sisteme yardımcı olması ve dengeden ziyade karmaşayı destekleyerek soruna çözüm bulması bence yine filmin anılan şirkete yaptığı eleştirilerden biridir.

cypher: lucifer – şeytan, bilgisayar terminolojisinde sıfır.

zion: huzurun yeri, sığınak
matrix 2'yi sinema da henüz 1 inci sınıfta iken altyazılı izlemeye gitmiştik. o zaman ne kadar muazzam bir film olduğunu kavrayamayıp(altyazıyı takip edemediğimden de kaynaklı) filmin en çatışmalı sahnelerinde uyumuştum. her insan parçacığının izlemesi gereken filmdir.

dönemi gereği aksiyon sahneleri ve kareografi'de devrim niteliğinde bir filmdir.
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım Koşulları