kütahya

vakti zamaninda adnan menderes bir kütahya ziyaretinde kütahya halkina minnetini sunmak için dileyin benden ne dilerseniz der memleketimin ileri gelenleri düşünürler taşınırlar bi karar veremezler bir ay mühlet isteyip menderesi uğurlarlar.
menderesi bir telaş sarar eyvah der biz ne yaptik inşallah altindan kalkabileceğimiz bir şey isterler.
bu arada ihtiyarlar uzun uzun tartisirlar ve nihayet bir ayin sonunda karar verilir ve heyet ankaraya gider huzura çikar "buyurun" der menderes "ne karar verdiniz kütahyaya ne yapalim" heyetin sözcüsü "valla başbakanim tüm yetkini kullan ne yap et şu ulu caminin imamini değiştir hem sesi kötü hem ilmi az"
bu hikaye gerçek midir bilinmez ama memleketimin kafasini yansitir kütahya'li biz iyi olalim da ben de olmasa da olur der ama ne hikmetse batinin snow iliyizdir her daim. hizmet afyona gelir eskişehire gelir hatta tavşanliya gelir burayi teğet geçer. osmanlinin cezalisi atatürkün cezalisi inonunun cezalisi nerdeyse tüm devirlerin kötünahiyesidir kütahya..
lakin hoştur benim şehrim bakmayin istanbuldan izmirden gelip burayi beğenmeyen zibidilere. ulan hiç denk midir o koskoca şehirlerle kütahya.
(bkz:bizimkisi memleket meselesi)
nisanın 1 inde kar yağan havaların bile şaka yaptığı esnafından hiç memnun olmadığım ufak memleket
(bkz:incik suyu) rivayetlere göre içen 7 yıl kütahya'da kalırmış. okul ondan uzuyor demek.
çaylaklar bir gün olurda okursanız şayet bilin ki nisanın ortasinda karda yağsa kış mevsimi ilin üstünden hiç kalkmayacak gibi görünsede.aniden yağan karla sokakları dolduran ögrencilerin kar topu savaşları gelsin aklınıza.yazın sıcağında alnınızdan şıpır sıpır terler damlarken tam buranın havasına sövecekken duraksayın ve beraber olduğunuz insanları getirin aklınıza.marketiyle fırınıyla incik suyundan döner gazinosuna sevgi yolundan mecburiyet caddesine derken her bir köşesinde anınızın olduğunu farkediyorsunuz.bu şehri şehir yapan içinde bulduğunuz dostluktan başkası değil.istediği kadar gezilecek yeri olsun bir ilin yaninda bir nefes olmadıktan sonra. 4 koca seneyi devirdik,burdan her ayrılışımda bir burukluk yaşıyorum.içimde bir kalp agrisida bıraktın kütahya olsun her şeyiyle seviliyorsun.
her mekanın şehrin ortasındaki dev vazoya göre tarif edildiği, yaw kardeşim bu abuk subuk televizyon programlarını kim izliyor sorusuna halkın arasına karışarak rahatça cevap bulabileceğiniz köyden hallicekasabamsı şehir (bkz:beğenmiyorsan cek git)
ağlayarak geldiğim bu şehirden gitmemek için ağlar oldum baslarda ne kadar sevmessen sonradan o kadar aşık oluyorsun heleki yaninda bir nefes bir can dostu olunca tadından yenmiyor vallahi şehir değil ortam sevdiriyor (bkz: ev alma komşu al)
bir şehri mimarisi değil, içindeki insanlar güzelleştirir.şu an kütahya'ya küfredenler okul bittiğinde hafta sonu takıldığı sera avm'yi, havalar güzelleşince gittiği kaleyi, gökçimen parkını, "hadi piknik yapalım" denildiğinde gidilen kentpark'ı, enne barajı'nı, "ya canımız sıkıldı okey atalım, bir yerlerde oturalım" diye gidilen cafeleri, okula gitmek için binilen otobüsleri, kışın ayazını, sevgi yolunda siftinmeyi, atatürk bulvarı'nı, yoncalı'daki termalleri ve en önemlisi dostlarını çok özleyecek.
o yüzden bu şehirdeki sayılı yıllarınızın kıymetini bilin ve şehri siz güzelleştirin.
abimi askere getirdiğimizde "böyle şehrimi olur amk " dediğim, 1 sene sonra üniversiteyi kazanıp geldiğim şehir.
hedefi 'eskişehir ve eskişehire yakın olmak ' olan öğrencılerin tercihidir. baktım izmir olmuyor antalya olmuyor kutahya yazıyımda hiç değilse eskişehir'e yakındır kafasıdır.
taşkapıya kanıp gelinen üniversitenin bulunduğu şehir
önceleri sevilmeyen sonrasında alışılan incik suyundanda içince gidilemeyen bi şehir
dünyanın ilk borsasının bulunduğu,dünyada seramiğin ve "kil" in ilk keşfedildiği,bir zamanlar osmanlı devletinin en büyük eyaletlerinden anadolu beylerbeyliği'nin merkezi olan ilimizdir.güral porselen ve kütahya porselen ile dünyadaki bir çok ülkeye porselen satışı yapan ama söylentilere göre yine bu şirketler yüzünden gelişememiş olan ilimizdir.

neredeyse tüm ilçelerinde ve merkezinde de jeotermal kaynakları aşmış derecede bulunan,bor rezervleri,linyit rezervleri,gümüş rezervleri gibi bir çok yer altı kaynağına sahip olan ve türkiye de su kaynağı bakımından en zengin durumda olan illerden biri olan,ama kadri kıymeti bilinmemiş iç ege şehridir.

ayrıca evliya çelebi,ezop gibi ünlü isimleri yetiştirmiş olan,yıldırım bayezid'in bile şehzadeyken bir çok osmanlı şehzadesi gibi stajını yaptığı ilimizdir.mahalli sanatçıları ve folklorü çok ünlü ve köklüdür,en çok da haşhaşlı börekleri,gözlemeleriyle ünlüdür.

küçüktür,yaşam ucuzdur ve gece hayatının pek de eksikliğini hissetmeyecek öğrenciler için idealdir.çünkü güvenli ve yaşaması kolay bir şehirdir.
anadolu da ilk içki fabrikasının açıldığı şehir.
evliya çelebi'nin memleketi
kendi halinde, muhafazakar, küçük ve şirin bir ege şehridir.
1 yıldır yaşadığım ve tek kelime ile aşık olduğum şehir. her bir sokağı, caddesi sanki benden bir şeyler, ruhumdan izler taşıyormuş gibi.
bir sahil şehrinden gelmiş olmama rağmen çok sevdiğim şehirdir. sanki memleketim olmuşcasına hoş geliyor havası.
3 günlük ayrılıktan sonra saatler sonra kavuşacağım canım şehrim. bir insan bir şehri bu kadar mı özler..
egenin en soğuk şehridir ege bölgesinde olmasına da bi anlam verebilmiş değilim buram buram iç anadolu kokuyor
bizim eskişehirdeki soğuğun 3 misli olan bir şehir. üninin şehrin 10 km dışında olması da ayrı bir dava :)
  • /
  • 2
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım Koşulları