ışınlanma mümkün mü ?

kısa cevap vermek gerekirse kuantum düzeyinde mümkün. geçmiş yıllarda kısa mesafeli olarak laboratuvarda gerçekleştirilen ışınlanmayı, bugün aldığımız haberle çin'li bilim insanları dünya dışındaki micius isimli uzay aracına yapmayı başardı. tabi bu ışınlanma foton düzeyinde. nefret ettiğimiz insanları uzaya gönderme fikri kulağa hoş gelse de, şimdilik mümkün değil :(
http://bit.ly/2uSFlTa
üzerinde çokça düşündüğüm ve projeler yapmaya çalıştığım bir konu. yakın zamanda hologramlardan daha üst düzeyde olacak ama tam anlamıyla ışınlanma denilemeyecek projemi destek almam durumunda yapmaya başlayacam
uzay yolu filmlerinde sık sık izleyicinin karşısına çıkan 'ışınlanma' teknolojisi, çinli bilim insanlarının, 500 kilometre uzaklıktaki dünya'nın yörüngesine bir fotonu ışınlamayı başardıklarını açıklamasıyla daha da ilerlemeye başladı. gelişen bu teknolojinin daha da ilerlemesi sonucunda insan organlarının kopyalanıp, lazım olduğu takdirde tedavilerde kullanılacağı belirtildi.
fakat en büyük problem gönderilen fotonun yada maddenin direkt kendisinin hali hazırda kalması yani ışınlanmayla kastedilen şey tüm foton bağlarının uzay içerisinde ( bildiğimiz uzay değil hacim kapladığımız koca boşuk) bir noktaya taşınmasında elimizde hali hazırda olan fotonun tüm kubik şifresi kopyalanıp gönderiliyor ( kubik= kuantum şifreleme) yani şu oluyor kütahya lalelide bir foton kodlandı ve vazoya yollandı bunu tam olarak 21:03 de gerçekleştirdiniz 23:04 de iki yerde'de bir birinin tamamen aynısı iki aynı fotona sahip oluyorsunuz. aralarında fiziksel hiç bir etken olamadan lalelideki tetiklendiğinde vazodakide tetikleneceğinden işlemin devamı içi bir taraftaki bu laleli oluyor yok edilmesi gerekiyor. teoride oldukca basit görünsede sadece 1 foton çiftine bu işlemi uygulamak için kuantum bilgisayarlarıyla yıllarca calışmak gerekiyor kaldı ki madde dediğimiz şey örneğin bir hidrojen gazı atomunu oluşturmak için bir dünya foton ciftine ihtiyacımız var bu fotonlarıda sıfırdan kopyalayıp sıfırdan kuantum şifrelemeyle inşa etmemiz gerekiyor ki yollayabilelim bunu insan boyutuna odaklamak çok ucuk olsada yapıldığında ahlaki catışmalar başlıyor fakat yukarıda yazıldığı gibi tıp açısından çok yararlı olacağı kesin. bir böbreğin kök hücreden sıfırdan üretip onu sonsuz sayıda kopyalayıp bir birlerinin kopyalarından ana kopyalanan böbreği yok ederek kuantum böbreğini kullanabilir hale gelebilir oluyoruz fakat bir fotonun 500 km uzaya gönderilmesi bile nerdeyse 11 yıl sürdü cin gibi bir ülkeyle en azından ama dikkat edilmesi gereken bu sistemin nasıl calıştığını anlamış adamlar kuantum dolanıklılığı kuantum şifreleme vb. tüm bunlar oldukca bilinmez oldukca karmaşık şeyler tüm bunların içinden geçip yollamak demek müthiş. önümüzdeki 50 yıl içerisinde olacaklar üzerine tahmin yürütmek bu tür keşiflerle daha kolay artık.
"yollamak" kelimesini yanlış kullandığımın farkına vardım. bu uyarı için teşekkür ederim. kuantum dolanıklığından falan bahsedip başlığı tek entry de bitirmek istemedim yeni entrylerle destekleneceğini düşündüm.
devamı elbet gelecektir ilgili insanlar olmalı sözlükte biraz karıştırmış oldum konuyu basite indirgeyelim. bir şeyi göndermek için aynısından oluşturup gönderip sonra elinde kalanı yok etmelisin yok etmezsen arkada kalana olan her şey gidenide etkiler. prestige filminde ki gibi aynı güzel konular bunlar burdan yürüsün artık insanlar entrylerde
gerekli açıklamalarla oldukça güzel örneklendirilmiş çok fazla ekleyebileceğim bir şey yok. belki çok uzun zaman alacak fakat eninde sonunda gerçekleşeceğine inanıyorum bu hadisenin. basite indirgemek gerekirse şöyle bir felsefi sorun öne çıkıyor bu işlem sonucunda. şuanda elimizdeki bilgilerle; ışınlanma gerçekleşirse, bedenimiz atomlarına ayrılıp yok olacak ve başka bir yerde
-amiyane tabiriyle- klonlanmış bedenimiz ve bilincimiz bize "ışınlanmış" hissi verecek. ne kadar -mükemmelleşmiş bir teknolojiden bahsediyorum- bilince bir göz kırpma anı kadar kısa bir zaman boşluğu hissettirse de fiziksel bedenimiz teknik olarak ölmüş oluyor. bu da bilim-kurgu filmlerinden alıştığımız "ulan ben klon muyum acaba? ben miyim gerçek bu mu gerçek? hayat nedir? bilinç nedir? ruh var mıdır?" gibi derin soruları tekrar gün yüzüne çıkartacak gibi görünüyor.
bir bedendeki her şeyi bir yere taşıyarak ( ışınlayarak ) arkada kalan bedendeki her bir atomu hatta dahada kücülterek fotonu karşıya taşıdığımızda bence biz zaten bizi biz yapan bilincimizde taşınmış olacaktır arkada kalan boş bir kap bir ceşit kıyafettir gibi geliyor bana tabiki etik ve sosyolojik yönleri çok çok çok karmaşık ve ikilemde bununda sebebi insanların henüz bu tür şeylere hazır olmadığı için kaynaklanıyor sanırım.
(bkz:osman bizi isinla)
türkiye'de olsa bu teknoloji durum tam da bundan ibaret olurdu

aynı anda iki yerde bulunamamaktan ve ışınlanabilmek için tüm atom altı parçacıkları ışınlamak gerektiğinden mütevellit çok zor olan bir durum.
bunun yerine hızlı hareket edebilmenin bulunması daha önemlidir. aşırı derecede hızlı hareket edebilirsek bir nevi ışınlanmış oluruz.
bir insan üzerinde mümkün olmasada çinlilerin yaptığı bir şey bu ama şu an gözüktüğü üzere başarılabileceğine inandığım durum
bu konuda bilim insanları büyük çalışmalar sürdürmekte(bunlar isviçreli bilim insanları değil tabiki) ve bence başarırlar diye düşünüyorum
maddesel transportasyon denilen olay din bilimcilerine göre mümkün ve kuranda dolaylı yollardan anlatıldığı söyleniyor tabi bu bir yorumlama da olabilir bunu da es geçmemek lazım. zamanında televizyonun da yorumlara dayalı olarak kuranda bahsedildiği söylenmişti. şimdi nerden esti de kurandan bahsetmeye başladın ışınlanma konusunda diyecek olan arkadaşlara şöyle bir not bırakayım; bilim ve din kardeştir bugün sağlık konusunda profesörlerin verdiği önerilerin hemen hemen hepsini din daha önceden önermiştir. ben hala bilimin bazı şeyleri anlamak için genç olduğunu düşünüyorum, buna bağlı olarak ışınlanma, bulunabilir ama henüz çok erken
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım Koşulları