#freequds

cuma namazına girilmesine izin verilmeyen ve üç gün boyunca ibadete kapalı olan mescid-i aksa’ya müslümanlar şimdi de x-ray cihazından geçirilerek girilmesine izin veriliyor. sosyal medyada başlatılan #freequds hashtagiyle atılan tweetler tweeterda trend topic listesinin zirvesinde bulunuyor. 60 kadar ülkeyle birlikte dünya çapında hashtag çalışması başlatıldı.

bütün olanlara rağmen israil rejimini destekleyen vatandaşlarımız var.

sessiz kalmayın. ibadete kapatılan bir kilise olsaydı destek verecekleri de biliyorum.

zulme karşı sessiz alan dilsiz şeytandır.
(bkz:hz.muhammed)
bugün kürdistan hayali türkiye cumhuriyeti için neyse, bağımsız filistin hayali de israil için odur. israil topraklarını savunmak için meşru müdafaa hakkını kullanıyor ki bu gayet doğal, pkk ne işe el fetih hamas da aynısıdır.
filistine ait toprakları ele geçirmek midir meşru müdafaa hakkı.
kürdistan ülkeyi bölme ve yeni devlet kurma hayalidir.
filistin ise ümmetin kalesidir zaten vardır.
kendisini savunanlara terörist demek ,
türkiye de halkını savunan askerlere terörist demekle aynıdır.
filistine ait topraklar savaş ile değil aksine parası verilerek filistinlileri rızası ile zamanında satın alınmıştır, ve satılan malda hak talep edilmez
ayrıca ümmet kalesi denilen yer ki kur'anda da bu yazar israiloğullarına verilmiştir taa ki m.o 1600 lerden beri burası zaten israiloğullarınindir taa ki halife ömer zamanında kudüs işgaline kdr
filistin toprakları hiç bir zaman satılmadı. 2.dünya savaşından sonra avrupa ülkeri tarafından sözde israilleri koruma amaçlı filistin toprakları işgal edilip israil devletini kurdular.
hiç bir filistinli öleceğini dahi bilse israile toprak satmaz.
(bkz:israil)
(bkz:israiloğulları)
ısrailoğulları hz. yakub un 12 erkek çocuğundan gelenlere denir. peygamber efendimiz ile akrabadırlar. soyları hz. ibrahimde peygamberimiz ile birleşir.
toprak satma mevzusu doğru erken zaman filistin hükümeti bir miktar filistin toprağını israile satmış zaten olay burda başlıyor satılan toprak sınırları içerisinde sivilleri hedef alan terör saldırılarıyla ortalık kızışıyor satılan toprakların bir miktarı tekrar bağlansa da hükümete hala israile ait olan bir çok bölge var hatta bu satılma anlaşmasında tüm karşılık para değil. filistinin belli başlı yerlerindeki elektrik ihtiyacı da israil tarafından karşılanıyormuş hepsi değil tabiki. fakat ne kadar haklı olsa da savaç adı altında sivilleri ve özellikle çocukları hedef almak çok yanlış bir durum. fakat şöyle düşünmekte gerek sadece tek açıdan bakmamak gerek olaylara birisi zamanında anlaşmalarla güvence altına alınan toprakta sivillere yönelik saldırılarda bulunsa bunuda başkentinizin çok yakınında yapsa sizde aynı boyutta sert tepki gösterirdiniz bunuda unutmamak gerek. bahsi geçen ibadet hanede eğer ibadet hakkı engelleniyorsa yine israil kurulurken birleşmiş milletlerce yapılan anlaşmaya da karşı gelinmiş olur bunun insan hakları acısından sonuçları ağır olacağından ibadeti engellemeden x-ray cihazlarıyla galiba taciz ediliyor ibadet için gelen halk buda yanlış. başlıktaki aynı şey hristiyan kliselerine yapılsaydı o olurdu bu olurdu hedesine katılmıyorum türkiyede uzun yıllardır dışlanıyorlar zaten.
okurken bir artı bir eksi verdiğim yazı.
#4162
neye göre toprakların satıldığını iddaa ediyorsunuz. topraklarına dünya serveti verilmesine rağmen satmayan filistin halkının böyle bir şey yapacağını hiç düşünmüyorum. ispatlamanızı istirham ediyorum.
hem o zamanlar filistin toprakları osmanlıya bağlıydı. padişah tarafından bütün ısrarlara rağmen hiç bir toprak parçası satılmamış hatta dışardan hiç bir siyonistin toprak almaması için toprak satımı yasağı getirilmiştir.
bütün bunlara rağmen sahte evraklarda topraklar satın alınmış. yerleşen yahudilerin eskiden orda olduklarını inandırmak için fidye alınıp rapor hazırlanmıştır.
gerekli araştırmayı yapan herkes gerçeği bulabilir.
kanıt olarak gösterebileceğim çok döküman var yazılmış çok makale var ben bu makalelerin yalancısıyım ama bir kaçını atmam gerekirse.
öncelikle http://www.palestineremembered.com/Articles/A-Survey-of-Palestine/Story6686.html şu urlde görüldüğü üzere 1948 öncesi yahudi tarafın elinde tuttuğu yada satın aldığı araziler bunlar. kimisi özel şirketlerce kimiside direk israil devlet yapılanmasının fonlarıyla alınmış yerler gazzede mesela 600.000 dönüm arazisi varmış satın alınan israilin. yazan rakamlar dönüm cinsinden tabloda dikkat edilmesi gereken kısım jewish national fund'un sahip oldukları arazi.
en.wikipedia'dan alınmış bir makalede şu şekilde ingilizce halini atacağım wikipedia kullanamayanlar içinde tüm konuyu pastebin şeklinde koyuyorum.
https://pastebin.com/0ypN6fgW

şimdi biraz tercümesini yapmam gerekirse ve birazda yorumla;

19'cu yüzyılın başlarında osmanlı imparatorluğu filistin topraklarında her hangi bir toprak satımına müsade etmiyordu yukarıda'da yazıldığı gibi bu tutumu 1918 e yıkılana kadar sürdürdüler fakat osmanlı devleti özellikle rus yahudileri ve avrupanın genelini oluşturan yahudi halka kendi toprak sınırları içerisinde filistin dışında istedikleri her hangi bir yere yerleşebileceklerini söylemiş. kısacası filistine gitmeyinde ne yaparsanız yapın denmiş. bu iki politikada 1918 de osmanlı devletinin yıkılışına kadar sürmüş filistinden toprak alınmasını engellemişler ama gerek kanundaki acıklıklar gerek devletin umursamaması tam olarak kesin değil palestine jewish colonization association adıyla büyük organizasyonlar 19. yüzyıl ile 20. yuzyıl aralarında çok büyük toprak satın almaları yapmışlar. zaten 1948 e kadar yapılan satın almaların linkini attım yukarıda. birde bir başka önemli nokta 1918 de ingilizler filistini işgal ettiklerinde askeri birliklerin varlığı yüzünden toprak satın alınmasını engellemişler 2 yıl boyunca ama 1920 de toprak satın alma yine başlamış bu sefer paralar filistine ödenmeye başlamış 1 insan en fala 300 dönüm toprak alabiliyormuş bunun içinde zamanında 3000 filistin parası vermesi gerekiyormuş makale bu şekilde tamamını ingilizceden cevirmek istemedim isteyenler okuyup baksınlar makalenin orjinal halininde linkini koyayım pastebin'e inanmayanlar için. şunuda belirtmek istiyorum istek üzerine girilmiş bir entrydir bu ben israilin yada filistinin avukatı değilim sadece ortadaki yanlış bilinenleri işaret etmek istedim.

orinal wikipedia linki;
https://en.wikipedia.org/wiki/jewish_land_purchase_in_palestine
belirtmek istediklerim var. osmanlı devleti vaktinde filistinden alınan toprakların hiç biri filistinlilerden alınmamıştır. sindire sindire okuyun lütfen:

yahudilerin, filistin’e yönelik yerleşme, yurt ve bağımsız ülke kurma operasyonları, temmuz 1882’lerde resmen başlamıştır. önceleri batılı yahudi zenginlerin filistin’den para ile yahudiler için osmanlı’dan toprak satın alma girişimleri ile başlayan bu operasyonlar, siyonizmin lideri theodor herzl’in 1896-1902 yılları arası tam beş defa istanbul’u ziyaret ederek amacına ulaşmak için yaptığı girişimlerle yeni bir boyut kazanmıştır.(1) ıı. abdülhamid, theodor herzl’in her teklifini -vaat ettiği para ve medya desteğine rağmen- kesin bir dille reddetmiş, padişah, arkadaşı newslinski aracılığı ile theodor herzl’e şu ültimatomu göndermişti:

“eğer bay herzl, senin arkadaşın ise ona söyle, bu meselede ikinci bir adım atmasın. ben bir karış dahi olsa toprak satmam. zira bu vatan bana değil, milletime aittir. milletim, bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. o bizden ayrılıp uzaklaşmadan, tekrar kanlarımızla örteriz. benim, suriye ve filistin alaylarının askerleri birer birer plevne’de şehit düşmüşlerdir. bir tanesi bile geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmışlardır. devlet-i aliyye bana ait değil, türk milletinindir. ben onun hiçbir parçasını veremem. bırakalım musevîler milyonlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman, filistin’i karşılıksız ele geçirebilirler. fakat yalnız bizim cesetlerimiz parçalanarak, bu ülke taksim edilebilir. ben, canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına asla müsaade edemem.(2)

“filistin’i satmayız”

fakat buna rağmen bugün olduğu gibi dün de yahudiler avrupa’da “ermeni meselesi”nde türkiye’yi destekleyecek, osmanlı’nın avrupa’daki borçlarını ödeme girişiminde bulunacak, hatta 30 milyon sterlini bulan tüm osmanlı borçlarını filistin’e karşılık tasfiye etme ve ödeme girişiminde bulunacaklardı. hiç olmazsa hayfa dahil akkâ sancağı kendilerine verilmeliydi. fakat osmanlı yetkilileri, buna karşılık, yahudi girişimcilere ekonomik bazı imtiyazlar verebileceklerini, ama asla filistin’i vermeyeceklerini söylüyorlardı. washington’daki osmanlı büyükelçisi ali ferruh bey, 24 nisan 1899’da bir amerikan gazetesine verdiği demeçte “ceplerimize milyonlarca altın doldursalar, hükümetimiz arap memleketlerinin hiçbir bölümünü satmak niyetinde değildir” diyordu. ali ferruh bey aynı beyanatında, filistin meselesinin ekonomik değil, siyasî bir mesele olduğunu, bu nedenle de maliye nezareti’ni ilgilendirmediğini söylemişti.(3)

siyonistlere tedbir

ıı. abdülhamid, sadece siyonistlerin teklifini reddetmekle kalmamış, onlara karşı filistin’e yerleşmemeleri için etkin önlemler de almıştı. bu nedenle de büyük güçler nezdinde diplomatik girişimlerde bulunulmuş, musevîlerin siyonistleşmesini engellemeye çalışmış. duhûliye nizamları hazırlatmış, siyonistlerin yabancı himaye elde etmelerini önlemek için çaba harcamış ve filistin’den yahudîlerin arazi satın almalarını yasaklamıştı. (…) 1867 tarihli osmanlı arazi kanunnamesi, mûsevîlerin kutsal topraklar’da arazi almalarını engellemiyordu. 5 mart 1883’de çıkarılan yeni kanun yabancı siyonistlerin osmanlı ülkesinde taşınmaz mal satın almalarını yasakladığı halde, osmanlı vatandaşı olan yahudilere herhangi bir yasak getirmiyor, bu nedenle de yerli yahudilere siyonist örgütlerce para verilerek, bölgede önemli bir toprak parçasının siyonistlerce satın alınması sağlanıyordu.

filistin’i satanlar

15 ağustos 1893’de üç filistinli yöneticinin gönderdiği bir rapor, filistin’de yaşananları, ihanet ve gafletleri bir bir ortaya koyuyordu. raporu, akkâ’nın eski umumî müdürü nabluslu muhammed tevfik, bihke’nin eski reji müdürü muhammed said ve bihke’ye bağlı bihar nahiye müdürü beyrutlu suphi efendiler hazırlamışlardı. bu iki sayfalık önemli raporu sadeleştirerek ve kısaltarak filistin’i kimlerin sattığını merak edenlerin dikkatlerine sunmak istiyoruz.(4)

“romanya ve rusya göçmeni yahudilerin osmanlı ülkesinde, özellikle filistin’de iskânları, filistin’e girmeleri ve burada arazi satın almalarının padişahın yüce emri ile yasaklandığı herkesçe bilindiği halde, bazıları özel çıkar ve menfaatleri, bazıları da bozguncu, zararlı fikir ve düşüncelerinin etkisiyle bu emre uymamışlardır. 1890 senesinde yafa ve hayfa kasabalarında baron hirsch’in adamları mösyö henger ve mayer zelyan aracılığı ile yahudiler için toprak satın alınmış, rus tebaası 140 aile hayfa havalisine yerleştirilmişti. bu işte onlara akkâ mutasarrıfı sadık paşa, eski hayfa kaymakamı mustafa efendi kanevetti, yeni hayfa kaymakamı ahmed şükrü, akkâ müftüsü ali, hayfa belediye reisi mustafa ve hayfa idare meclisi azâsından necip efendi aracılık yapmışlardı. bu ekip, düzenledikleri sahte mukavele ve belgelerle eski adana mutasarrıfı şakir paşa ve cebel’i lübnan ahalisinden selim ve nasrullahi’l-havarî’nin vaktiyle 800 liraya aldıkları hayfa yakınlarındaki mülkleri; hazire, dordore ve nefbâte çiftliklerini 18.000 liraya satmış, ayrıca kendileri de 2.000 lira aracılık parası almışlardı. bu satış sonrası bir gece içinde hayfa polis memuru aziz ve zabıta memuru yüzbaşı ali ağaların marifetiyle rus göçmeni 140 aile hayfa sahillerindeki bu araziye yerleştirilmişlerdi. padişahın iradesi (emri) nedeniyle arazi satışının yasak olduğunu çok iyi bilen hayfa belediye başkanı mustafa efendi, selâhiyetini kullanarak sahte ve kadim (çok eski) tarihli bir ruhsatname ile burada 140 haneli yeni bir yahudi köyü kurmuş, onlardan bir de vergi alarak yıllardır osmanlı vatandaşı olduklarını belgelemeye çalışmıştır. bununla da yetinmeyen mustafa efendi güya bunların yıllarca safed ve taberiyye kazaları arasında bulunan “mizrate’l-hafize” köyünde asırlardır yaşadıklarını, ama nüfuslarının unutularak kaydedilmediklerini ileri sürerek onları osmanlı nüfusuna kaydetmiş, 140 fakir yahudi ailesinin altısından, birer mecidiye, toplam altı mecidiye, “nüfusa geç kaydolma” cezası almıştı. böylece, bir gecede 140 yahudi aileye osmanlı vatandaşı olarak fakirlik ilmuhaberi verilip, birçok devlet hizmetinden bedava yararlanmaları sağlanmıştı.”

şikâyetçilere göre hayfa ve akkâ’da bu yolla, yahudilerin iskânı sürekli hâle ettirilmiştir. bundan başka, baron bilavaroş’un vefatıyla sahipsiz kalan zemarin köyüne yahudi koloniciler el koymuş, baron roşeyle yönetimindeki 700 hane yahudi bu köye yerleştirilmişti. daha sonra da her ne yapılmışsa yapılmış bu arazi yahudilere padişahın emrine aykırı olarak satılmıştı. bu köyün çevresindeki eşfiya, emma’l-altun ve emma’l-cemal adlı üç köy de bu arazinin içinde gösterilmiştir. 2-3 bin kuruş kıymetinde harap bir arazi, akkâ mutasarrıfı sadık paşa tarafından 2.000 liraya yahudilere satılmıştır. hayfa ve yafa arasında bulunan hazine-i hassa ile bitişik, dönümü bir kuruştan alınan haşmezrezzake adlı 30 dönüm arazi, 30 bin liraya yahudilere satılmıştı. yine dönümü 3 kuruşa alınan beşbin dönümlük arazi de 15.000 liraya yahudilere satılmıştı. bu, şebekenin faaliyetlerini bütün bütün ortaya çıkarmıştı. (…)

yahudîlerin maddî fedâkârlıkları sonucu onlarla iyi geçinen yerel yöneticiler genelde onlara itibar etmiş, müslümanlara fazla yakınlık göstermemişlerdir. bunlardan biri olan maykerî nahiyesi müdürü çerkes ali ağa, yahudilerin kalp akça bastıkları ihbarı üzerine, yahudî köylerine gidip soruşturma yapmak isteyince tahkir ve saldırıya uğramış, daha sonra da onların girişimleriyle azledilmişti. onun gönderilmesinden cesaret alan yahudîler, bir takım silah ve mühimmat depolamaya, gizli eğitim kurumları açmaya ve kendilerini engelleyebilecek kişileri hapis ve işkence ile yıldırmaya başlamışlardı.(5)

(1) mim kemal öke, kutsal topraklarda siyonistler ve masonlar, istanbul 1991, 3. baskı, çağ yayınları, 55-63
(2) yaşar kutluay, türkiye ve siyonizm, istanbul, 1973, s. 108-109
(3) mim kemal öke, a.g.e., s. 91
(4) başbakanlık osmanlı arşivi, y.prk.azj. 27/39
(5) başbakanlık osmanlı arşivi, y.prk.azj. 27/39
bakan ve diğerleri şunu bilsinler ki; 29.11.1947 sayılı taksim kararı çıkmadan evvel yahudiler filistin arazisinin ancak yüzde 5,7'sine sahip olabilmişlerdi. fakat bu karardan sonra yahudiler filistin topraklarının yüzde 57'sine sahip oldular.


bu arazi nakb bölgesinden biir es-seba'aya kadar uzanan bir arazi idi ve buralarda tek bir yahudi bile yoktu. yahudiler bu bölgede 1917 ve 1947 yılları arasında yani 30 yıl boyunca ingiliz yönetimi altında sadece 300 bin dönüm arazi alabilmişlerdi. bu yahudilerin ele geçirdiği arazinin yüzde 6'sına tekabül ediyordu ve bunu da hile ile ele geçirmişlerdi. komisyoncular arazileri filistinlilerden alıyor ve yahudilere satıyorlardı. bu komisyoncuların çoğu daha sonra 1936 devriminde öldürüldü.
başkentin %6 sı bir şekilde satılmış fakat toplam olarak filistin %10'onu bir şekilde karşı tarafa geçmiş en nihayetinde satmak istememiş kimse ama satmış birileri.
(bkz:kim lan bu pezevenkler)
demek istediğim buydu. günümüzde topraklarını satmasaydılar bize ne deniliyor. bu çok yanlış bir bilgi ve tutum.
tamam belki başka bir devlet beni ilgilendirmiyor diyebilirsin. ama bu zamanda onları bu şekilde eleştiremezsin. neyse ne der geçersin.
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım KoşullarıKütahya Halı Yıkama