hasan sabbah

ingilizceye assasin kelimesini geçiren iranlı devlet adamıdır.haşhaşilik tarikatının kurucusudur lakin bizim lisedeki tarih kitaplarında batınilik başlığı altında toplanmıştır.
dünyanın ilk suikast örgütünün kurucusu olarak bilinir.avrupadaki tapınak şovalyelerini etkilemeyi başarmış zeka dolu bir adamdır.
fedailerine haşhaş içirmesiyle tanınmıştır.
rivayete göre parmağı ile kalede nöbet tutan bir askeri gösterir, parmağını aşağı indirdiği anda, asker sorgusuz sualsiz kendini kaydeden aşağı atar.

böyle fedaileri olan bir adam. tehlikeli.
cenbet vaadi ile insanlara yaptiramayacaginiz sey yoktur. hele bir de icinde sarap ve 72 huri varsa

(bkz:gunumuz akgenclik)
(bkz:kefenimizle geldik)
ömer hayyam'ın, sabbah'a "bu insanlar cennet için yaşıyor, ancak onlara bir cennet verebilirsen onları yönetebilirsin" dediği rivayet ediiliyor.
ingilizce assasin suikastçi kelimesinin atası (bkz:haşhaş)
haşhaş haşaşin aşaşin aşağı in asasin assasin
batıniliğin kurucusu ve haşhaşilerin lideri. kazvinli bir tarikat önderi. müritlerine sahte cennet vaad ederek onları toplumu terörize edecek suikastlere gönderirdi
fedaileri suikastı yaptıktan sonra kacmaz bir an önce ölüp cennetine kavusmak isterdi.
tarikatın merkezi olan alamut kalesi hulagu han tarafından 1256 yılında fethedilip yıkılmıstır içindeki bütün müritler öldürülmüştür ve bircok önemli kaynaklar da yakılıp yıkılmıstır
daha ayrıntılı bir sekılde ögrenmek ısteyenler için vladimir bartolun alamut romanını önerebilirim. fedailerin nasıl ölüme bu kadar istekli olduklarını,hasan sabbahın alamuttaki muthis cennetini ve daha birçok önemli kişileri görebilirsiniz.en etkilendiğim kitaplardan biriydi.okuyunuz efenim
fedailerini sözde cennete sokmuş ve onlarda tekrar girebilmek için her denileni yapmışlardır.
hasan sabbah yalçın bir dağın tepesindeki bir adam.kartal yuvası bir kalede oturuyor. alamut kalesinde. krallıkları deviren adalet dağıtan, dehşet saçan bir adam. o zamanın selçuklu sultanı selahattin bu hasan sabbah’ın peşine kelle avcılarını göndermiş. hasan sabbah’ın kellesini istemiş. gel zaman git zaman hasan sabbah’ın elçisi sultana gitmiş saraya.elçi gelmiş, demiş ki, “sultana bir lafımız olacak”
sultan “buyur söyle” demiş. elçi bakmış şöyle, demiş ki “bu kalabalık olmaz”. sultan kalabalığı göndermiş. elçi demiş ki “bu korumalar da gitsin lafım sana” demiş.

sultan iyice merak etmiş korumaları da göndermiş.o zaman elçi sultanın yanındaki iki kölemen korumaya bakmış.demiş ki; "onları da gönder". sultan demiş ki; "onları göndermem. onlar benim oğullarım, en çok onlara güvenirim. biz üçümüz bir kişiyiz" demiş. "hadi söyle yahut da git." o zaman elçi o iki kölemen korumaya dönmüş ve demiş ki; o zaman size kılıçlarınızı çekin ve hükümdara kıyın desem ne yaparsınız?” iki adam tereddüt bile etmemiş, “emrin olur” demiş. bunun üzerine elçi arkasına bile bakmadan çekip gitmiş. ertesi gün sultan selahattin hasan sabbah’ın peşine gönderdiği kelle avcılarını geri çağırmış.
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım KoşullarıKütahya Halı Yıkama