evrim doğruysa maymunlar neden insan olmuyor

tamam hani ironi falan yapıyoruz ama, ciddi olalım, yerkürenin en geri zekalıca sorusu. yahu kardeşim, ilk önce evrim nedir onu öğren, sonra ne bok yersen ye. sana sorma demiyorum, hobi olarak yine sor. ama ben yine de yanıtlayayım da hemen kısaca oku, zira öğrenmeye hevesli okumayı seven bir toplum olsaydık bu soru sorulmazdı.

kısaca anlatmak gerekirse;
yeryüzündeki tüm canlılar birbiriyle akrabalar, hepsinin atası 4 milyar yıl (dünyanın yaşı 4.5 milyar yıl) önce okyanusta kimyasal evrim sonucu ortaya çıkan ilkel canlılar. gel zaman git zaman, birçok tür oluştu ve birçok tür toprağı boyladı. bundan 55-60 milyon yıl önce de primat benzeri canlılar ortaya çıktı. primatlar da bugüne kadar birçok gruba ayrıldılar. bu gruplar da kendi içinde başka gruplara ayrıldılar ve saire... bizim türümüze gelirsek, bu grupların arasında 3 milyon yıl önce homo diye bir cins ortaya çıktı ve 6-7 türe ayrıldı. bunlardan biri 200000 yıl önce ortaya çıkan homo sapiens (farkında adam) yani biz. homo sapiens de iki alt türe ayrıldı, biri homo sapiens idaltu, biri homo sapiens sapiens . homo sapiens sapiens'in dışındaki tüm homo türlerinin soyu tükendi. geriye biz kaldık. tabi zaman durmadı, primatlardaki bizim dışımızda diğer gruplar da kendi evrimsel yollarında türleşmeye, ya da soyları tükenmeye devam etti ve bugünkü maymunları oluşturdu. olay bu. buna karşı çıkmak gerçeklere, kanıtlara ve bilime karşı çıkmaktır. gerçeklere, kanıtlara ve bilime karşı çıkmak da ülkenin ve ulusun ilerlemesine karşı çıkmaktır, ülkenin ve ulusun ilerlemesine karşı çıkmak da ihanettir bu
(bkz:yaratılış doğruysa bugün topraklar neden insan olmuyor)
değerli kardeşimiz,

kur`an-ı kerim, insanın muhtelif yaratılış devrelerinden bahseder. bunu ana hatlarıyla ikiye ayırmak mümkündür. birisi; ilk insan hz. Âdem (as)`ın, ikincisi de diğer insanların yaratılmasıdır. bu farklı yaratılışlara bazen ayrı ayrı ayetlerde, bazen de aynı ayette dikkat çekilir.

muminün 12-14. ayetler
"andolsun biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir hülasadan yarattık. sonra onu (hz. Âdem`in nesli olan) insanı sarp ve metin bir karargahta (rahimde) bir nutfe (zigot) yaptık. sonra o nutfeyi alaka (yapışan şey) hâline getirdik, derken o alakayı mudga (bir çiğnem et) yaptık, o bir çiğnem eti kemik(lere) çevirdik (ve) o kemiklere de et (kaslar) giydirdik. sonra onu başka yaratılışla inşa ettik (can verdik, konuşma verdik)..."

görüldüğü gibi, insanın ilk yaratılıştan itibaren geçirdiği devreler safha safha nazara verilmektedir. bunlardan kendi yaratılış devrelerimizi anlamak, ilk yaratılışa da ışık tutacaktır.

hz. Âdem (as)`in topraktan yaratıldığını bildiren pek çok ayet vardır.
"allah sizi (hz. Âdem`i) bir topraktan, sonra bir meniden (hz. Âdem`in neslini) yarattı." fatır suresi 11.ayet.

ilk insanın yaratılışında da günümüzdeki yaratılış gibi çeşitli devreler yer alır:
"o`dur ki her şeyin yaratılışını güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı." (secde, 32/7).
şu ayette de bu çamurun mahiyetinden bahsedilir:
"andolsun biz insanı kuru bir çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık..."(hicr, 15/26).

bu ayet-i kerimelerden, yaratılışın; toprakla başladığını, daha sonra bunun çamur halini aldığını anlamak mümkün. bu çamur da süzülerek çamur özü hasıl olmuştur.
"andolsun ki biz insanı çamurdan süzülmüş bir hülasadan (özden) yarattık."(mü`minun, 23/12).
daha sonra balçık halini alan bu çamur özünün zamanla değiştiği ifade edilir.
"iblis: `ben bir salsaldan (kurumuş çamurdan) değişken bir balçıktan (hamein mesnun) yarattığın insana secde edemem.` dedi."(hicr, 15/33).

bu safhaya kadar olan gelişmeler, günümüzdeki ceninin ilk dört aylık (120 günlük) durumuna benzerlik gösterir. midedeki besinlerden spermanın süzülerek çıkarıldığı gibi, çamur da süzülerek çamur özü (sülale) hasıl edilmiştir. bir müddet bu halde kalan çamur özü, balçık şeklini (hamein mesnun) almış ve daha sonra katı hale (salsal) sokulmuştur. bu devreden sonra kuruyan bu balçığa insan şekli verildiğini anlıyoruz.

"... sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere: 'Âdem`e secde edin.' dedik..." (Â'raf, 7/11).

nuh suresinde ise, gerek ilk insan ve gerekse insan neslinin merhale merhale yaratılışına da işaret edilir:
"halbuki o, sizi çeşitli merhaleler hâlinde yarattı." (nuh, 71/14).

ilk insanın bu safhaya kadar bitki ve hayvanlarda görülen büyüme, gelişme ve farklılaşma kanunlarına tabi olduğu söylenebilir. artık bundan sonra ceninde olduğu gibi, yeni bir yaratılış safhası başlayacaktır. yani, ruh bedene gelecektir. çünkü, insanın terkip ve tesviyesi tamamlanmıştır..
"..sonra onu bambaşka bir yaratık (insan) yaptık..."(mü`minun, 23/14).

"onun (şeklini) düzeltip ona ruhumdan üflediğim zaman, kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın."(sa`d, 38/72).

şu ayet-i kerimede de yaratılışın bütün safhalarına işaret edilir:
"ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmek hususunda herhangi bir şüphe içinde iseniz, şu muhakkaktır ki biz sizi(aslınızı) topraktan, sonra (onun neslini) insan suyundan (spermadan) sonra alaka (yapışan şey)`dan daha sonra da hilkati belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık (ve bunları) size (kudretimizin kemalini) apaçık gösterelim diye (yaptık) sizi dileyeceğimiz muayyen bir vakte kadar rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz."(hac, 22/5).

bu ayet-i kerimenin son bölümündeki hükümler, yani yaratılışta tabi olduğumuz kanunlar, günümüzde aynen cereyan ediyor. bu bize, ayetin başında zikredilen topraktan yaratılmanın da vuku bulduğunu ifade etmez mi? bütün bunlarla cenab-ı hak, dilediğini dilediği şekilde yaratacağını göstermiştir.

insan vücudundaki elementlerin büyük bir kısmı toprakta mevcuttur. özellikle balçık ve yapışkan çamurda karbon (c—4) ve (n—3) molekülleri eksi değerlidir. bunlar, topraktaki oksijen, fosfor ve hidrojenle kolaylıkla birleşerek insan vücudunun teşkilinde önemli görev almış olabilir. ama bütün bunlar, bir kudret olmadan nasıl şekilden şekle girecektir?

günümüz insanı her şeyi, kendi akıl ölçüleriyle değerlendirmeye çalışır. eline bir avuç çamur alır, bundan insanın nasıl yaratılabileceğini düşünür. bir çamura, bir de kendisine bakar. arada hiç benzerlik yok. ona göre bundan, ya tuğla veya çömlek yapılabilir. çünkü kendi gücü buna yetmektedir.

aslında tek hücreden insan yaratılması, çamurdan insan yaratılmasından daha kolay değildir. gözle görülemeyecek kadar küçük bir hücreden, dokuz ayda şuur ve akıl sahibi bir insan süzülüyor. zigotun bebek hâline gelinceye kadar geçirdiği değişiklikleri adım adım takip etmek mümkün. ama, hadisenin izahını nasıl yapacağız? hangi kudret kalbi tanzim ediyor; baştan gözü, ağızdan dişi çıkarıyor? hem de, hz. Âdem (as)`den beri bütün insanlarda aynı kanunlar hükmünü icra ediyor.

şunu itiraf etmek durumundayız ki, insanın yaratılışı gerçekten bir mucize. ister ilk insan, isterse günümüz insanı olsun, bu hüküm hepsi için geçerli.

meselenin anlaşılmasındaki güçlük, sanırım yanlış kıyastan ileri geliyor. biz, kâinattaki hadiselerin cereyan tarzını devamlı kendi güç, kuvvet ve ilmimizle mukayese ediyoruz. tabii ki, sonuçta işin içinden çıkamıyoruz. halbuki bu hadiselere cenab-ı hakk`ın kuvvet, kudret ve ilmi noktasından bakmak gerek. o zaman, her şeyin gerek vücuda gelmesi, gerekse ortadan kalkması o kadar kolay olur ki, şüpheye mahal kalmaz.

ilk insanın yaratılışını açıklamak hususunda evrimciler çıkmaz yoldadırlar. bunu kendileri de itiraf ediyorlar. o hâlde, "yapan bilir, bilen konuşur." kaidesince, yapanın beyanına kulak vermek gerekiyor. o, insanı topraktan yarattığını bildiriyor.
"muhakkak sizi topraktan yarattık..." (hac, 22/5).
hem de en güzel şekilde.
"biz insanı en güzel biçimde yarattık." (tin, 95/4).
on defa evrimcileri dinleyenlerin, hiç olmazsa bir defa da yaratan`ın fermanlarına nazar etmesi gerekmez mi?

(*) "alaka" kelimesinin manalarından birisi "kan pıhtısı" diğeri de "yapışan" veya "asılıp tutunan şey"dir. "yapışan şey" ceninin bu safhasına daha uygun düşmektedir.
herşey olur zamana bırakmak lazim.
maymundan gelmiyozda bazılarını gördükçe oraya gittiğimizi düşünüyom
ne sen ne de ben birbirimize bunu ispat edemeyeceğiz. sen çürüyen bir etin kurtlanmasini evrilme olarak göreceksin ben yaratılan sistemin kusursuzluğunu, sen dünyanın, evrenin oluşumunu sonsuz olasılıklarin en iyisinin milyarlarca yılda nasıl birbirini bulduğuna hayret edeceksin, ben o sistemin o "ilmin" yaratılmasını aklım almadığından "kûn fe yekûn" diyecem, sen dünyanın eksen eğikliğini kütledeki madde dağılımına bağliyacaksin ben yaratılışın kusursuzluğuna, soluduğun havadaki azot oksijen vs oranını, yörünge hızını, yörünge yönunu, güneşe uzaklıktaki ince hesabi(daha yakin veya daha uzak olsaydık yaşamın imkânsızlığı) vs vs vs sen bunlarda bigbang den buyana sonsuz olasılığın kusursuzca bir araya gelişine hayret edeceksin, ben o sistemi kusursuzca yaradana şükredeceğim.
yani güzel kardeşim ne sen ne de ben birbirimize birşey ispat edemeyeceğiz.
sadece "düşünenler için ibretler vardır" diyen yaradan için düşüneceğiz.
allah bizi düşünürken yolundan sapanlardan eylemesin.
zamanla bunlarda değerlendirilir
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım Koşulları