cennet kütahya'nın ya üstündedir ya altında

mevlana'nın oğlu sultan veled'in kütahya gazelinde geçmektiği söylenir fakat yanlış bir çeviri yapıldığını düşünenlerde vardır
gazel-i kÛtÂhiyye

mefâîlün mefâîlün feûlün

nebâşed hemçu kûtâhiyye şehrî
honok ankes ki der vey şest şehrî

kütahya gibi bir şehir olmaz ki!
ne mutlu o şehirde bir ay yaşayan kişi

“dünyada kütahya gibi bir şehir bulunmaz. bu şehirde bir ay oturana ne mutlu!..”

veger do şehr şîned ez se’âdet
fuzûn ez had bered hazzî yu behrî

iki ay otursa saadet içinde
hazzını, nasibini alır fazlası ile

“eğer insan bu şehirde saadet içinde iki ay oturursa haddinden fazla sevinç duyar ve nasiplenir.”

misâl-i şem’ kollî vech-i mahzest
nebâşed nûr-ı û râ hîç zahrî

bir mum gibi benzer parlak yüze tümüyle
hiçbir şey destek veremez onun ışığına

“bu şehir bir mum gibi parlak yüzüyle her tarafı aydınlatır, onun ışığı eksilmez ve o nur kimseyi karanlıkta bırakmaz”

hemîmâned be cennet der letâfet
berû mefrist yârab cevr u kahrî

latiflikte benziyor cennete
yarabbi! ona cevir, kahır gönderme

“yâ rab, güzelliğiyle tıpkı cennete benzeyen bu yere üzüntü ve sıkıntı gönderme.”

nigâr-i şekkerîn râ bîgunâhî
kesî hergiz horâned câm-ı zehrî

tatlı sevgiliye hiçbir günahı olmadığı halde
zehirli kadehi içiremez ona hiçbir şekilde

“hiçbir günahı olmayan bu tatlı sevgiliye kimse zehirli kadeh içiremez.”

derû her gûşeî bâgî yu râgîst
derû her sû revân ‘aynî yu nehrî

bağlık bahçeliktir onun her köşesi
pınar, nehir akar onun her yanında

“onun her bir köşesi bağ bahçedir ve her tarafında pınar ve nehir/dere akar.”

derû yek kal’a-yi mahsûn u mevzûn
nedîde kes çonan der hîç dehrî

sağlam düzgün bir kale vardır onda
kimse görmemiş benzerini dünyada

“onun benzerini dünyada hiç kimsenin görmediği sağlam, düzgün ve tahkim edilmiş bir kalesi vardır.”

fedâ bâd ançonan şehr-i nikû râ
hezârân çon herî yu merv vu ehrî

feda olsun böyle güzel bir şehre
heratlısı, mervlisi, eherlisi, binlerce

“herat, merv ve ehrî gibi binlerce şehir böyle güzel bir şehre feda olsun.”

veled râ hüsn-i û çon geşt rûşen
senâyeş ber melâ zân gerd cehrî

veled onun güzelliğini kavradı iyice
bu yüzden açıkça girişti övgüsüne

“veled onun güzelliğini samimiyetle hissedince, övgüsünü mollaların huzurunda açıkça söyledi.”
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım Koşulları