çadır hayatı yaşamak

kamp kültürü her ne kadar teknolojiden ve dünyadan uzaklaşıp kişinin kendi imkanları ile doğada yaşamasını kapsasa da biz genelde bunu günlük yaşantımızdaki gibi kolaylaştırmaya çalışırız, şu anda antalya larada çadır kurdum, kısıtlı imkanlar dahilinde kalmayı düşündüğüm süre ortalama 2 ay, akşamları rahat uyunabiliyor fakat günün ilk ışıkları ile birlikte ısınmaya başlayan havada eğer çadırınız gölgede değil ise terleyerek güzelce uyanıyorsunuz, bu başlık altında karşı karşıya kaldığım durumları, sorunları, bu sorunlara nasıl çözüm getirdiğimi paylaşmaya devam edeceğim, bu hayata alışkınım fakat ilk defa uzun süre kalacağım, daha önce deneyimi olan arkadaşlar buraya bazı trickler bırakırsa ki bende aynı şekilde her şekilde yardımı dokunacak bilgiler vermeye devam edeceğim, deneyimsiz, meraklı ve istekli arkadaşlara yardımcı olabiliriz
yüz ölçümü ülkemizin 4 katı fakat nüfusu 3 milyon olan moğolistanda yapmak istediğim aktivite.
çadırı kurmasını iyi bildiğim yaşam
kamp alanları dışında diğer alanlarda çadır kurmak geceleri tehlikeli olabilir. eğlencelidir fakat arkadaş grubuyla yapılması daha eğlencelidir. uzun süre çadırda yaşamak pek mümkün degildir. kısa süreli tatil amaçlı kullanımı oldukça zevklidir.
2. günüm hakkında bir kaç bilgi, gece geldiğimde ne güzel ki çadırım gene kurcalanmamış vaziyetteydi, çadırı kurduğum yere öğlen vakti karar vermiştim, gölgeyi tam hesaplayamamışım dolayısıyla sabah biraz güneşte kalmıştım, şimdi tam olarak durması gerektiği yerde, bu sabah daha rahat uyanacağımı düşünüyorum, yazlık tatil yeri etraf kum vs olduğu için dışarıda yatılmıyor zira sinekler çok rahatsız edici, tabi buna da bir çözüm ürettim; türk kahvesi. kül tablası gibi bişeyin içine bi avuç kahve atıp çakmağı çaktığınızda dumanlar çıkmaya başlıyor, kimine göre güzel bi koku olabilir ama sinekler için öyle değil sanırım :), bulunduğunuz alanı anında sineklerden arındırıyor. bir diğer problemim yastıktı, önceki gece sırt çantasının üzerine havlu serip yatmıştım ama çok kötü ve rahatsız ediciydi, bugün itibariyle yastıksız gelinmemesi, gelinmesi durumunda kesinlikle edinilmesi kanaatindeyim, ben burada yaşayan akrabalarım sayesinde alıp getirdim. deniz aşırı sıcak ve güzel adeta duş kıvamında, bu gece yani birazdan denize girmeyi deneyeceğim güzel bir deneyim olacağını düşünüyorum, civarda ücretli şezlonglu ve ücretsiz plajlar mevcut, kafanıza göre takılabilirsiniz. bu gece ve yarın sabah ki durumları tekrar entry gireceğim, umarım faydam dokunur
3. günüm: bilmiyorum okuyan ilgilenen varmı, birkaç arkadaştan mesajlar geldi sağolsunlar iyi dileklerini eksik etmediler, eğer okuyor ve merak ediyorsanız ona göre devam edeyim. bugün, gece 4 te uyumama rağmen 8.30 da güneş sayesinde uyandım hemen çadırın gölge kısmına saklanıp uyumaya devam ettim, kahvaltı olarak bazlama, 3gen peynir ve aç bitir salam, hem uygun maliyetli hemde doyurucu oldu, ertesi gün kullanamayacağım için peynir vs çabuk bozulacak şeyler alamıyorum. imkanı olan nargile götürsün yanında, benim gibi hergün evde yapıp içenler için gerçekten nefis meselesine dönüşüyor artık, takım getirmiştim ama tütünüm yok şimdilik içemiyorum. gece 2 gibi çadıra geldim, kurcalanıp kurcalanmadığını anlamak için içeri bıraktığım işaretleri kontrol ettim ve şükür kimse dokunmamış diyerek havlumu şortumu alıp doğru denize gittim, ömrüm boyunca hep heves edip yapamadığım şeydir, bu gece onu gerçekleştirdim. su kesinlikle çok sıcak neredeyse gündüzü aratmıyor, fakat daha önce antalya'da denize girmiş olanlar bilir ki su çok çabuk derinleşiyor ve birden bire boyu geçen yerde buluyorsunuz kendinizi, o yüzden gerçekten iyi yüzücü değilseniz sadece girip çıkın yüzmeye kalkmayın, benim gibi yorulup durmak istediğinizde duramayıp panik olabilirsiniz ki bu zaten suyun derinliğinden daha tehlikeli, sakin oldukça bi problem yok :). bütün yorgunluğumu alıverdi bi anda daha sonra sahilde ankara havası oynayan arkadaşlara katılıp biraz oynadıktan sonra duş almadan çadıra geldim, umarım bu derece tuzlu su beni sabaha kötü çıkartmaz, zaten sabah uyanınca her zamanki gibi denize girip çıkıp duş alacağım. hava bugün 33 derece olmakla beraber gayet esintili güzeldi, ama cumartesi pazar hatta pazartesi günleri 38-39 derece havalarla biraz boğuşacağım. iş bulduğumdan bahsetmişmiydim hatırlamıyorum ama plajda çalışıyorum ilerleyen günlerde ne yapacağım belli olmaz, memleketim sinopa gidip orada da kamp yapmayı planlıyorum tabi planlar her zaman gerçekleşmiyor ama neyse. kirlenen çamaşırları şimdilik biriktiriyorum, muhtemelen kendim yıkarım ama belli olmaz uygun bi kurutemizlemeci bulursam neden olmasın. bu arada çadırda yiyecek bırakma fikri pek akıllıca değilmiş çadır kuran başka bi arkadaş köpeklerden biraz rahat edemediğini anlattı. imkanlar dahilinde çevredeki insanlarla iletişim kurup yardımlaşmaya çalışıyorum. tavla oynamaya arkadaş olsaydı iyiydi onu bulamadım henüz. bugünlük benden bu kadar herkese iyi geceler
mümkünse tek bir noktaya bağlı kalmadan otostop ile gezilmesini düşündüğüm ve uyguladığım hayat. son 3 haftada datça'dan başlayıp ortaca'ya kadar geldik. son durağımız fethiye olacak. rahat bir uyku çekebilmeyi özlemek dışında ideal bir yaşam.
4. ve sondan bir önceki entryme gelmiş bulunuyoruz ben daha çadırda kalmaya devam edeceğim ama ilerleyen günlerde hep aynı şeylerden bahsedeceğimi öngörüyorum dolayısıyla yarın akşam son bi toparlama yapıp bu seriyi bitireceğim. öncelikle çadırı merak edenler için, 2-120-95 ölçülerinde standart iki kişilik bir çadırda kalıyorum hemen hemen heryerden temin edebilirsiniz, fiyatı gayet uygun. bugün artık farkına vardım ki çadırda yaşamak iyi güzel hoş ama uzun süreli kalınabilecek bir ortam değil. mesela çadırı çantaya attım getirdim ama bi güneş şemsiyesi getiremedim sahilde uzun süreli kalamıyorum patates kızartması olcam yoksa. onun dışında 2 gündür, umarım artık gider dediğim akli dengesi yerinde olmayan bir abla çadırımın yanında yatıyor, yer değiştirsem güneşte kalacağım, değiştirmesem geceleri kendi kendine konuşuyor çadırın yanındaki ağaca mayosunu falan bırakıyor, arada bir bağırıyor falan, git de diyemiyorum kadın istediği yerde kalma hakkına sahip sonuçta. böcek olabiliyor etrafta, sabahları sıcaktan kurtulayım diyerek dışarı çıkıp yatınca sinek böcek ısırıyor hissetmiyorsunuz bile bi bakıyorsunuz kaşınmaya başlamışsınız. bir diğer problem zemin, mat denilen malzeme pek hayat kurtarmıyor açıkçası, kesinlikle altınıza sermeye battaniye pike falan olmalı, betondan farkı kalmıyor çünkü, maksimum diken batmasını falan engelliyor, zaten 0.5 cm falan. çok şükür şu ana kadar bir hırsızlık vakası ile karşılaşmadım kendim cüzdanımı kaybetmem hariç. bir diğer tavsiyem powerbank, kesinlikle lazım. telefonu şarj edersin, led ışık bağlayabilirsin, geceleri ışık gerçekten çok lazım oluyor. su ihtiyacı aşırı derece fazla oluyor hele ki bu kadar sıcak ve nemli bir şehirde iseniz. günde ortalama 2.5 litre su içiyorum tuvalete gittiğim sayı 1. terlemekten artık tuvalet gereksinimi ortadan kalkıyor. ayrıca el saç baş yıkamak içinde önemli. bu çadırda 2 kişi kalınır mı ? hayır kardeşim, sevgili veya abi kardeş abla kardeş değilsen kalınmaz, sebebi şu ki eni 1.20 santim. kişi başı 60 santim yer kalıyor ki içeri eşya alıyorsun çalınmasın diye ayakkabıları bile alıyorum ben. 2 kişilik çadırlar her zaman tek kişiliktir. 3 kişilikler 2 arkadaş içindir nokta. kişisel olarak sıkıntılı olduğum bir konu; artık sigara parası cebimi yormaya başladı, çünkü sigaranın yarısını ben içiyorum yarısını rüzgar içiyor, tek sigara kesmeyince arkasından yakıyorsun ikinciyi, içtiğim sigara 1.5 pakete yaklaştı. bi de bu abla şu anda bile konuşuyor uyuyamayınca çıkıp yakıyorum bi dal yoksa uyurdum zaten yorgunum. son olarak, akdeniz neden bu kadar tuzludur bilirmisiniz ? çünkü caretta carettalar geceleri sessizce ağlar.. herkese iyi geceler diliyorum yarın akşam son entry de görüşürüz
evet arkadaşlar bu başlık altında 5. ve son entrymi girmek üzere telefonumu elime almış bulunuyorum. dün gece sabaha kadar geçen entry bahsettiğim anla yüzünden uyuyamadım, tam uyudum dediğim sırada polisler gbt kontrolü yapmak için benden ve civarda kalan arkadaşlardan kimlik topladı. benim kimliğim yoktu ama kayıp başvurusu ile karakoldan verilen belge yeterli oldu. bu abla ile polis arasında geçen diyalog biraz enteresandı. abla "ben isimsizim devlet bana kimlik vermedi falan deyince polisler aldı götürdü zaten değişik biri olduğu belliydi ama bu kadar tahmin edememiştim bir yerden kaçmış falan olabilir diye düşünüyorum. gece antalya'da gayet serin ve rüzgarlı geçti bunun sonucun da sabaha hasta olarak uyandım. bütün kemiklerim ağrıyordu ve kendimi inanılmaz halsiz ve uykulu hissediyordum. aşağı yukarı 16.30 a kadar tek bir lokma yemeden uzanıp kaldım yerimden kıpırdamak dahi istemedim. akabinde çok kötü midemi bozmuşum wc ye zor yetiştiğim durumlar oldu, işe de gidemedim izin aldım. yerde yatıyor olmak iç organlarımı üşütmeme sebep olmuş. bütün bu moral bozukluğu içerisinde acaba bu kadar yeter mi işi gücü bırakıp gitmelimiyim, yatakta yatmayı ne kadar da özledim gibi düşüncelerle vazgeçme noktasına geldim. oğlum ozan bu iş buraya kadar ya bu hastalık süreci böyle devam ederse ne yapacaksın diye düşünüp durdum. nakit sıkıntısı çekmeye başladım ki zaten çok hazırlıklı gelememiştim bu konuda. sürekli yeni insanlarla tanışmak, kimseye bağlı olmadan kendi başımın çaresine bakma fikri gerçekten çok cazip geliyordu ama geçirmekte olduğum bu hastalık bütün motivasyonumu yerle bir etti. bu arada yeni komşularım geldi, aşağı yukarı 10-12 kişilik bir aile iskeletli bir çadır kurdular (nasıl sığacaklar hiçbir fikrim yok). onların gürültüsü de beni uyutmadı öyle saçma bir gündü benim için. ilk çadır kurduğumda tanıştığım bir amca vardı o geldi öğlenden sonra, çadırını karıştırmışlar darmadağın edip gitmişler, ondan bahsetti, iyi ki çadırda değerli bir eşya bırakmıyorum. sizlere bu konular hakkında tavsiyelerim, yeterince hazırlanmadan bu yola çıkmayın, her an herşey olabilir, sıcaktan yanıyor dediğim şehirde üşüttüm. yastık problem oldu o problem bu problem bunları nasıl çözdüğümü aşağı yukarı anlatmaya çalıştım. bu yazıyı burada bitirirken şu ana kadar bana mesajlarıyla destek olan herkese teşekkürü bir borç bilirim. yarın bir kaç fotoğraf paylaşmaya çalışacağım. eğer bu yazı sizlere en ufak fayda sağladıysa ne mutlu bana, merak ettiğiniz herşeyi sorabilirsiniz, seve seve cevaplarım. okuduğunuz için teşekkürler :)
yaz okulundan sonra yapmayı düşündüğüm aktivite ilk deneyimim olacağı kamp alanına gitmeyi düşünüyorum bu yıl
kamp yaşamı eğlencelidir birde kamp yapacağın yere bisikletle gidiyorsan tadından yenmez
kamp alanları dışında yaptığım eylem genelde denize manzarası olan yerleri tercih ederim
kisa zaman da dpunun dag kulubune uye olmak istiyorum cok merak ettigim ve yapmak istedigim bir etkinliktir
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım KoşullarıKütahya Halı Yıkama