bedava coca cola yaşanan efsane

internette ‘90’larda çocuk olmuş efsane nesil’ diye boş yere ahkam kesilmiyor. çünkü hakikaten öyle. o neslin bir çocuğu olarak bir örnek de ben vereceğim. ancak bu vereceğim örneği 90’lar çocuklarının bile ancak yüzde 20’lik bir kısmı bilir diye tahmin ediyorum.
tarihi tam hatırlamıyorum ama bir zamanlar coca-cola’nın bir kampanyası vardı. 330 ml’lik kutu kolaların açma halkasından bedava çıkıyordu. bedava lan bedava... beleş! bedava mal güzel tabii ki ama o zamanlar daha güzeldi. çünkü biz çocukların pek parası olmazdı. öyle kutu kola falan lükstü yani. biz 2 litrelik kolanın depozitolu boş şişesini bakkala vererek harçlığımızı çıkarır, o parayla dandik asitsiz 250 bin liralık koladan içerdik. markasını da unuttum şimdi ama tadı o kadar kötüydü ki kola dünyasının köpek öldüreniydi sanırım o öyle leş bir şey.
o yüzden bedava kola kazanmak, (hemide coca cola) bildiğin bayram şekeri gibiydi bizlere. ama gel gör ki o bedavayı kazanmak için bile önce para gerekiyordu.
biz mahallenin çocukları, bir süre sadece bedava kola reklamlarını izlemekle yetindik. ta ki ertan’a bedava kola çıkana kadar... ertan herkesten biraz daha zengindi. o kutu kola içebiliyordu. bizimkiler kutu kolaya o parayı vereceğimize 500 bin lira daha verir 2 litre alırız düşüncesindeydi.
sıcak bir yaz günü biz maça ara vermiş, necmiye teyzenin bahçesindeki muslukla serinliyorduk. böyle maç aralarında herkes o musluğa koşar, sıraya girerdi. önce elimizi yüzümüzü yıkar, sonra kafamızı ıslardık. içerdik bile o suyu... o gün biz o muslukta sıra beklerken bizim ertan bakkaldan buzz gibi kutu kolasını almış gelmiş.
o açma halkasını öyle bir açtı ki pıısstt etti böyle. kolanın asidi kulaklarımızın pasını sildi adeta. bak büyüdüm, işe güce girdim, kendi ekmeğimi kazanmaya başladım. yıllardır kola içiyorum öyle bir pıssst sesine daha erişemedim. şerefsiz ertan nasıl açtın o kolayı öyle sen :( ulan bir de koladan bedava çıkmasın mı? para parayı çekiyor sözüne o günden sonra inanmaya başladım ben.
ama ertan orada güzel bir adamlık örneği sergileyerek kolanın bedavasını bize verdi ve biz 6-7 kişi o bedava kolayı döndük. olsun, bu da bir şey. saklayıp o bedavayı yarın içebilirdi de.
işte ne olduysa ondan sonra oldu. canı sıkılan özcan, ertan’ın bedava çıkan boş kola kutusunu parçalamaya koyuldu. parçaladıktan sonra bir baktık kapağın altı bedava yazısı dolu. böyle 7-8 tane bedava yazıyor. o an özcan’ın gözünde bedava kutu kolalar belirdi.
yoktan var edip onlarca bedava kola içen efsane nesil
plan şuydu. makasla o bedava yazılarını kesip japon yapıştırıcısıyla açma halkasına yapıştırarak bakkaldan bedava kola alacaktık.
yoktan var edip onlarca bedava kola içen efsane nesil
(kötü çizimlerim için kusura bakmayın, gözünüzde canlansın istedim)
yaşları 9-13 arası değişen biz çocuklar, gerekli malzemeleri toplayıp fabrika gibi çalışmaya başladık. biri makasla bedavaları kesiyor, diğeri onları açma halkasına yapıştırıyor, iki kişi yeterli sayıda sokaklardan açma halkası topluyordu... 3 kişi de farklı farklı bakkallara giderek bedava kolaları temin ediyordu.
yalnız şöyle bir olay vardı ki arkadaş grubumuzdaki mert’in babası bakkaldı. buna rağmen o bakkaldan günde 3-4 tane bedava kola temin ediyorduk. ve bunu da en çok mert yapıyordu dhsjjdha. hayırlı evlat işte. (şaka şaka zaten bakkala giren çıkan yok ki distribütör düşünsün)
biz topu falan bıraktık 9-5 çalışan gibi tüm vaktimizi buna ayırmaya başladık o dönem. bedava çıkan bir koladan biz 5 tane daha bedava çıkartıyorduk. o 5 kolanın içinden de illa ki bir bedava daha çıkıyordu ve bu fabrikayı işletmeye devam ediyorduk. içtiğimiz kolanın haddi hesabı yoktu. tek masrafımız ise japon yapıştırıcısıydı. tek bir japondan en az 12-13 kola çıkıyordu.
Gizlilik Politikası Kullanıcı Sözleşmesi ve Kullanım KoşullarıKütahya Halı Yıkama